“selami karaibrahimgil anısına”

“selami karaibrahimgil anısına”

PAZAR’LIK
“selami karaibrahimgil anısına”
evvelce yazdım idi, dertlenip..
-”benim üçün başbakan timur selçuk’tur, kültür bakanı esin afşar’dır.. millet meclisi de yalnızca modern folk üçlüsü’nden oluşsun yeter”..
doğan canku, ahmet kurtaran, selami karaibrahimgil yani..
böyle bi devletin başına anca fazıl hüsnü dağlarca yaraşmaz mıydı?
Mustafa Kemal’in cumhurbaşkanı..
***
12 eylül cuntası türk dil kurumu’nu kapatınca bi şiir yazdı büyük üstad;
”türk dil kurumu koçaklaması” adı..
uzunca bi eserdir.. yeminle söylüyom muhteşem ötesi bişeydir.. benzeri valla azdır, billa azdır..
şiir, cumhuriyet savcılarına laf sokar misal.. dönemin başbakanı turgut özal osmanlıca konuştukça, inadına ”tayyare” falan dedikçe uçak yerine;
-”anayasanın üçüncü sözbaşı buyurur
bu milletin dili türkçedir buyurur
görevini uygula”..
der..
***
fazıl hüsnü dağlarca bu toprakların sahibidir kuşkusuz.. uyarır adamı, kaşınanı kaşıyıverir bi güzel, noolmuş?
ve postasını da koyar cuntaya finalinde şiirinin;
-”yok edilemez
nice türk varsa
oncadır türk dil kurumu”..
***
başka işi-gücü kalmamış adamlarca bana da denir bazen;
-”sen ne biçim yazuyun gardeşim.. hiçbi kurala neden uymuyun”??
1) emekli edebiyat öğretmenleri (iyi niyetle, ders verirce, sevecen bi sesle)
2) bitakım ukala ve öküz herifler (art niyetle, ben var ya bi yazmaya başlasam o’ndan iyi yazarım iması içeren yavşak bi sesle)
yanıtımsa hep aynıdır;
-”yaa benim sözcüklerimin önüne engel-çengel falan gomayın.. türkçemiz zengündür.. ne kadar türk varsa oncadır”!!
üstadımın yalancısıyım..
ve samimi gonuşuk edeyim, bilerek bişi yaptığım da, hiçbi özelliğim de yoktur.. (ha, Allah ve Atatürk dışında büyük harf kullanmam, o mudur sözü edilen, bilemem hiç)
***
bizler lise çağındayken yazı aleminde ”geyiklerin” şahıydı;
-”la oolum, a harfinin üstündeki şapkalar kaldırıldı.. bi daha kullanmayın sakın”..
harbi harbi inanırdık?
gizli bi güçten harbi harbi çekinirdik?
-”hadi bee, kaldırıldı haa, daha gullanmayalım u zaman.. ne olur ne olmaz”!!
oysa, kimin haddinedir?
oysa, kim yasaklayabilir?
devletin böyle bi görevi nasıl olur?
boş lafın önde gidenidir işte..
gerçi ben haala gullanmıyom, ama nice sözcük varsa oncadır şapka üleynn!!!
***
çok soğudu havalar..
şapka taktım kafama sahile iner iken, geçen..
aynaya baktım, ”inceltme işareti” gibi mi durdu, inceldi miyim?? yok la, aynı heriftim yine, boşverin..
şapkam, siyah bişi olup, sınıf öğretmeni sevgili gardeşim orhan karaosman’ın hediyesiydi.. epeyce seneler oluyo, yine soğuk ve karlı bi gış gecesi, yalıda içmeye giderken bana kibarca ”keltoş” dediydi orhan;
-”al gürsel’im ahabu şapka senin olsun.. senin gafan üşürdür şimdi”..
-”ne diyon oolum, yani kel miyim ben, yalnızca saçım az”!
***
arada bi eldiven,
sık sık atkı,
pek ender şapka giyecen arkadaş,
dünya bunlarla güzeldir..
***
hem, atkıyı- eldiveni bilmem ama, kafandaki şapkayı çıkardın mı;
en azından bi 5-6 dakka daha durur orada izi..
kafana gider elin, sanki şapka oradaymış gibi olur.. belki de bu nedenle atamayız halen yazı dilinden a’ların şapkasını..
gider gider de elimiz, yazamayız bazı şeyleri..
ayrılıklara dair..
***
kışın gelmesi marketçilik günlerimi anımsatır hep..
hangi ilde olursam olayım, annemden mutlaka gelen;
-”fanilanı giyindin mi” telefonu, işaret fişeğidir mevsimin..
-”haydin” derdim aslan personelime, kışlık reyonları hazır edelim yavaştan, haydin..
battaniye, mısır patlağı, kar zinciri, sahlep, eldiven-atkı-bere, noel ağacı, elektirikli sobalar, falan filan..
genel merkezden talimat gelmesine gerek yoğidi, annem varken..
(ne zaman hormonlarım gümbürderdi, o zaman da yaz reyonlarına hazırlık başlatırdım.. mayolar, havlular, temizlik setleri, sinek-böcek ilaçları, güneş yağları, bahçe mobilyaları, mangallar, soğuk içecekler)
bi parantez daha açıyom uygun görürseniz;
(ben en çok meşrubat reyonuna ”meysu” markalı ürünleri dizmeyi sever idim, diğerlerine inat.. ve en çok ”arı mama” ürünlerine özel bi sepet yapardım kendi ellerimle, personele bırakmadan.. bu parantez levent kırca’ya armağan olsun)
***
siz siz olun,
18 yaşında kafanıza Beşiktaş beresi takmış olun mutlaka..
dolmabahçe’nin ayazına birebirdir hem,
izi ömrünüzün sonuna kadar çıkmaz, elinizi hep oraya götürür hem de..
o soylu bere sizi inceltir adam eder, sonra yazar da yapar bigün, hiçbi parantezi kapatamazsınız hayatınızda..
üzülmeyin..
ayrılıklar sevdaya dahildir, inönü stadyumundan ve ordu gima’dan asla ayrılamazsınız..
(öpsün sizi attila ilhan)
***
kardeşlerim,
cümleten sağlıklı pazarlar dilerim.. önce Gök Tengri’mize sonra Türk hekimlerine emanet olunuz..
ord prof dr gürsel ötker
Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Duygusal derinliklerin en yoğun hissedileceği bir gün, içsel dünyanızı keşfetmek için mükemmel bir fırsat sunuyor. Yaratıcılığınızın zirveye çıkabileceği anlar var; sanat, müzik veya yazı gibi ifade biçimlerine yönelmek ruhunuza iyi gelecek. Empati yeteneğiniz güçleniyor, çevrenizdeki insanlara daha derin bir anlayışla yaklaşabilir, onların duygularını daha net hissedebilirsiniz. İlginiz dozunda bir yardımlaşma, başkalarıyla aranızdaki bağı güçlendirirken, kendinize de bir armağan vermiş olacaksınız.Hayal gücünüzdeki sınırsızlık, aşk hayatınıza da yansıyabilir. Mevcut ilişkilerde daha romantik ve tutkulu bir atmosfer oluşabilirken, yeni bir ilişkiye adım atabilme fikri de sizi cezbetmeye başlayabilir. Ancak net sınırlar koymakta zorluk çekebilir, bu yüzden düşüncelerinizi netleştirmeniz faydalı olacaktır.Finansal konularda ani harcamalar yapma eğilimi gözlemleniyor. Planlı hareket etmeye özen gösterin, duygusal kararlarınızı bir kenara bırakıp mantığınızla ilerlemek, daha sağlıklı bir maddi yönetim sağlayacaktır. Sağlığınıza dikkat etmeniz gereken bir dönemdesiniz; ruhsal dinginlik için meditasyon veya doğa yürüyüşleri yapmayı düşünebilirsiniz. Tutku ve sezgi gününüzü yönlendirecek.

YAZARLAR / Tümü
ender birgül: bu sayı satılık mı
2025-12-23 17:44:45