Sansür ve Otosansür Aynı Zamanda Hafızayı Yok Etme Girişimi

Sansür ve Otosansür Aynı Zamanda Hafızayı Yok Etme Girişimi

PAINTelling projesi kapsamında Beyza İyitütüncü moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Kültürel Üretimde Sansürün ve Otosansürün Etkisi” podcast serisinin, gazeteci ve sanat yazarı Özlem Altunok’un konuk olduğu ilk bölümünün metnini okurlarımızla paylaşıyoruz.  

Beyza İyitütüncü: “Kültürel Üretimde Sansürün ve Otosansürün Etkisi” podcast serisine hoşgeldiniz. Podcast serimizin ilk bölümünde gazeteci ve sanat yazarı Özlem Altınok’u ağırlıyoruz. Özlem, dilersen seni ve yaptığın işleri tanıyarak başlayalım.

Özlem Altunok: Teşekkür ederim. Ben 2000’den bu yana kültür sanat alanında çalışıyorum, gazeteciyim. OHAL dönemine denk gelen süreçte de 2016’da tam da OHAL’den önce kurulmuş olan Susma Platformu’nda üç yıl kadar çalıştım. Susma Platformu hala çalışmalarına devam ediyor. Sanat ve medya alanlarındaki ifade özgürlüğü ihlallerini raporlayan bir çalışma. O çalışmanın içinde de kültür-sanat gazetecisi olarak sansür vakalarını sahada takip etme, hukuki haklara başvurma avantajlarım oldu. Dolayısıyla ifade özgürlüğü ihlallerinin giderek ivme kazandığı son 20-25 yıla bizzat tanıklık etmiş oldum ki bu dönem biliyoruz ki AKP’nin iktidarda olduğu sürece denk geliyor. Özetle bu süreçten bahsedeceğim.

Beyza İyitütüncü: Dilersen konuya yavaşça giriş yapabiliriz. Hem sansür hem de otosansür dünya genelinde ve özellikle Türkiye’de sanatçılar ve üretimleri üzerinde büyük etkilere yol açan bir fenomen olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de son yıllarda yaşanan toplumsal kriz ve gerilimle de beraber sansür mekanizmalarının gittikçe artan etkisini görüyoruz. Bana kalırsa adeta kültürel bir yıkım ve dönüşüm söz konusu. Merak ettiğim şey bu sansür mekanizmaları nasıl karşımıza çıkıyor? Bu konuya dair yıllarca yayıncılık faaliyeti yürüten biri olarak birikimlerini ve düşüncelerini bizimle paylaşabilir misin? Özellikle güncel sanat alanında bu mesele nasıl tartışılıyor?

Özlem Altunok: Şimdi tabii sahada da gördüğüm vakalar üzerinden son 20-25 yıldan bahsedeceğim dedim ama bu demek değil ki sansür Türkiye’de sadece son 20 yıldır var. Türkiye gibi sorunlu ülkeler, tabulaştırılmış meseleleri olan ülkeler, yüzleşmeden eleştiriden kaçınan ülkelerde hep sansür söz konusu olmuş. Hem siyasete malzeme yapılmış hem de siyasetin dar bir alanda yapılmasına sebep olmuş. Çünkü fikri kısıtladığınız anda her şey daralıyor, düşünceler daralıyor. Kutuplaşmanın da sebebi aslında bu. Türkiye’deki ifade özgürlüğü yasaklarına bakarak bu ülkenin siyasi tarihine dair fikir sahibi olmak mümkün. Çünkü propaganda aracı olarak kullanılmış, iktidarların ideolojilerinin kamuoyuna aktarmada bir araç olarak kullanılmış. Tabu meseleleri üzerinden manipülasyon malzemesi olmuş, çeşitli TCK, TMK, 301gibi kanun ya da maddelerle devlet ya da iktidar tarafından ifade özgürlüğüne sürekli müdahalelerde bulunulmuş. Yeni bir şeyden bahsetmiyoruz. Ama tabii ki bunun son 20 yılda AKP iktidarıyla beraber arttığını söylemek çok mümkün. Özellikle de Gezi’den sonra OHAL sürecinde de zaten KHK’larla ifade özgürlüğü ihlalleri meşrulaştırıldı, zirveye çıktı. OHAL iki yıl sürdü. OHAL’in ardından 7145 sayılı kanunla KHK’lar yani kanun hükmünde kararnameler bir fiil yasaya dönüştürüldü ve bugün artık OHAL kapsamında uygulanan güçler normalleştirilmiş vaziyette devam ediyor. Tabii ki doğal olarak bütün bu uygulamalar sanatsal ifadenin kısıtlanmasında çok etkili oldu. Her türlü eleştiri, terörist propagandayla eş tutuldu. Keyfi sansür uygulamaları arttı.

Sansür biçimlerini, yöntemlerini sordunuz… Çeşitlendi, arttı. Daha çok devletten gelen sansüre tanık olurken bizler artık hem devlet organları tarafından hem de valilikler, kaymakamlıklar, belediyeler ya da BTK, RTÜK gibi devlet kurumlarının yanı sıra artık siyasi gruplar, partiler, medya, hassas vatandaşlar, troller, mahalle örgütleri tarafından da sansür uygulamalarına, daha doğrusu sansürün teşvik edildiğini, caydırma politikalarının uygulandığını gördük. Nedir bu yöntemler? İhbar ederek, hedef göstererek, tehdit ederek karalama ya da linç kampanyalarıyla, nefret söylemiyle yaygınlaştığını gördük. Biraz önce OHAL sürecinden bahsettim. Onun bilançosunu hatırlatmakta fayda var. Çünkü bütün bunlar aslında sansürün artmasını ve otosansürün yaygınlaşmasını da sebep olan bir tabloyu gözler önüne seriyor.

Bir günde 370 dernek, 15 haber ajansı, 20 televizyon, 25 radyo, 70 gazete, 20 dergi ve 29 yayınevi kapatıldı. Varlıklarına el kondu, gözaltına alındı. Bazıları tabii ki tutuklandı ve hepsi işsizliğe mahkûm edildi. Sansürün sadece ifadeyi yasaklayarak değil, aynı zamanda tutuklayarak, gözdağı vererek ya da işsiz bırakarak farklı şekillerde hayat bulduğunu da gördüm. Gazeteciler tutuklandı, yargılandı. Cumhurbaşkanına binlerce hakaret davaları açıldı. Özellikle de bunların içinde Kürt medyası, Kürt tiyatroları, Kürtçe oyunlar, Kürtçe yayınlar ve edebi eserler yasaklandı. RTÜK cezalarını, internet yasağını biliyoruz ve Wikipedia yasağını hatırlıyoruz eylem ve gösteri yasaklarını da… Denetim ve baskı çok geniş bir alana yayıldı. Bunun sanat alanına da kendi alanıma gelecek olursam, özellikle çağdaş sanata yansıması benzer şekilde oldu ama çok görünür olmadı. Çünkü devletten azade bir ortam, özel sermayenin devrede olduğu bir sanat ortamı çağdaş sanat dünyası. Ama bu kurumların otosansür yapmasına engel olmadı ya da dışarıdan gelen saldırılara engel olmadı elbette. Bu korku atmosferinden tabii ki sanat dünyası da nasibini aldı. Sanat kurumları, sponsorlar, fon veren kuruluşlar, galeriler, küratörler, sanatçılar dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehdidi kendine sınırlayarak bertaraf etmeye başladı ve bu da otosansür demek oluyor. Kendini sansürlemek, sanatçısını sansürlemek, etkinliğinin aslında alanını daraltmak ve sözünü azaltmak demek oluyor.

Beyza İyitütüncü: Özlem rica etsem somut örneklerle konuyu dinleyicilerimiz için biraz daha detaylandırabilir misin?

Özlem Altunok: Farklı sansür biçimlerini de göstermesi açısından örnekleri biraz tasniflemeye çalıştım. Mesela şöyle bir örnek verelim. 2005’te 6-7 Eylül olaylarının 50. yılında Karşı Sanat’ta 6-7 Eylül olaylarını fotoğraflarla anlatan bir sergi açılmıştı. Sergiye milliyetçi bir grup tarafından baskın ve saldırı yapıldı. Aynı yıl Bilgi Üniversitesi’nde bir Ermeni konferansı düzenlenmişti ve konferansa katılanlara saldırılmıştı. Orhan Pamuk yine aynı dönemde yabancı basına verdiği röportajda sarf ettiği sözler yüzünden 30.000 Kürt’ü ve 1 milyon Ermeni’yi öldürdük demişti, 301’den yargılanmaya başlamıştı. 2007’de de bugün hâlâ sürmekte olan ve faillerinin cezalandırılmadığı AGOS Gazetesi genel yayın yönetmeni Hrant Dink suikastı yaşanmıştı. 2011’e geldiğimizde ise Ermenistan’daki soykırım karşı gelecek şekilde Mehmet Aksoy tarafından yapılmakta olan insanlık anıtı/heykeli vardı. Tayyip Erdoğan bu heykeli ucubeye benzeterek yıkılacağını söylemişti ve bu sözleri Sarıkamış şehitlerini anma törenlerine gittiği zaman sarf etmişti. En başta dedim ya bir propaganda aracı olarak da kullanılıyor ifade özgürlüğü ihlalleri, sansür, tabu konular… Meselemiz burada mesela Ermeniler, gayrimüslimler ya da Kürtler. Böyle bir örnek yığınından bahsedebiliriz. Bu tür tabu konularda zaten mahalle baskısıyla, medya aracılığıyla, çeşitli milliyetçi gruplar vesilesiyle bir şekilde düğmeye basılıyor ve öyle püskürtülüyor diyeyim karşısındaki işleyişler. İşte bu bir sergi olabilir, bu bir heykel olabilir, bu bir konferans olabilir. Yine hassasiyetler meselesinden devam edecek olursam 11. Contemporary İstanbul Sanat Fuarı’nın açılışında yine milli görüşe bağlı olduğunu ilan eden bir grup milliyetçi Ali Elmacı’nın İkinci Abdülhamid’in portresinin böyle bikinili bir kadın gövdesine oturttuğu bir heykeli vardı sergide. O esere saldırmışlardı ve olaydan sonra herhangi bir soruşturma yürütülmedi. Benzer bir vaka 2017’de Abdülmecid Efendi Köşkü’ndeki yine böyle bir çıplak bir erkeği temsil eden bir heykele Osmanlı halifeliğinin hatırasını zedelediği için saldırıldı. Bu tür saldırı örnekleri cezasızlıkla sonuçlanıyor hep. Yani hiçbir caydırıcılık yok ki bunu devletin yapması gerekir. Devletin ifade özgürlüğünü koruması gerekirken tam tersi bunları teşvik eden uygulamalarını görüyoruz. Mesela 15 Temmuz’un hemen ardından AKP Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Çanakkale bienalinin o dönemde genel sanat yönetmeni olan Beral Madra’yı sosyal medya paylaşımlarını gerekçe göstererek darbe destekçisi ilan etmiş ve hedef göstermişti. Bu olayın ardından Beral Madra istifa etti. Çünkü hedef gösterildi, hedef tahtasına kondu. Daha sonra bienal ekibi de kabinenin bienali yürüten ekip, onlar da bienali iptal ettiler. Aynı korkudan onlar da muzdarip olduğu için… Anadolu Kültürünün kurucusu Osman Kavala’nın 2017’de tutuklanma süreciyle başlayan yargılanması ve bugün müebbetle sonuçlanan davası Kavala gibi bu alanda kültürel çeşitlilik için, kültürel hakları vurgulayan etkinlikler yapan kurumlara da bir uyarın niteliğindeydi sadece Osman Kavala’ya değil. Caydırma stratejisinden bahsediyorsak bu bir caydırma stratejisi. Tam tersi ifade özgürlüğünü savunması gereken, koruması gereken devlet tarafından uygulanan işleyişler bunlar.

Tabii bir de bunun ekonomik yanı var: ekonomik sansür. Bir kurumun hedef gösterilmesi, tehdit edilmesi ya da kapatılması onların aynı zamanda ekonomik olarak da dara düşmesi anlamına geliyor. Sanat dünyasında da sayılı kurum var, onların olanakları etrafında işliyor oradaki hareket, dinamikler. Dolayısıyla bağımsız duruşun da zor olduğu bir ekosistem burası. Dar alanda az pozisyon var, az olanak var, sınırlı gelir var ve kurum sansürleri de bu yüzden ifşa edilemiyor. Aslında benim bahsettiklerim artık medyaya yansımış, çünkü saldırı hepimizin gözü önünde olan bir şey ama onun dışındakiler daha böyle hasır altı edilen şeyler. İşte yola devam etmek adına, sansür bertaraf etmek adına otosansüre razı gelinen vakalar oluyor. Aslında su yüzüne çıkmadığı için onları konuşamıyoruz.

Bir de işin şu yanı var tabii zaman zaman kurumlar devlet adına devlet gibi kontrol etmeye çalışıyor bu alanı. Devletin reflekslerini gösteriyor, onlar da git gide devlete benziyor. Yani kendi iktidarlarını ayakta tutabilmek için benzer yöntemlere başvuruyorlar. Bu çok acıklı bence. Bunu da 2016’da Akbank Sanat’ta açılacak olan diyeyim çünkü açılmadı sergi. Post-peace (barış sonrası) sergisinde gördük. Sergi iptal edildi ve doğru düzgün bir açıklama yapılmadı. Muhatap alınmıyor, şeffaf olunmuyor dediğim için bu örneği veriyorum. O dönemde İstanbul’da ve Türkiye’nin genelinde bombalı saldırılar oluyordu yoğun bir şekilde. Bu saldırıları gerekçe göstererek artan gerilim ve yaşanan yas sebebiyle sergiyi iptal ettiklerini söylediler. Ama kurumun diğer etkinlikleri devam etti. Sadece sergi iptal edildi nedense? Fakat sonradan öğrendik ki o sergide yer alan sanatçılardan birinin durumu ifşa etmesiyle öğrendik ki o sanatçının 90’larda binlerce Kürt vatandaşı öldürdüğünü itiraf eden Ayhan Çarkın üzerine bir video hazırladığı bir eseri sergilenecekti. O sanatçı eserini çekmeyince sergi iptal edildi. Fakat gerçeği, olayın nasıl işlediğini kurumdan duyamadık.

Devlet aynı zamanda sanatçılara, yaratıcı eserlere saldıran devlet dışı aktörler için de cezasızlık politikasını izliyor dedik ve toplumsal hassasiyetleri öne sürüyor. Hakaret gibi gerekçeler, terörle mücadele, gelenekler gibi… Bu hassasiyetleri dile getirenlerse yine çeşitli milliyetçi gruplar, dinci gruplar, Vakit, Yeni Akit gibi yayınlar oluyor hep. Onun son örneğini de Feshane’de yaşadık. Feshane’de Art İstanbul’daki açılan sergiye toplu-organize bir şekilde saldırıldığını gördük. Sosyal medyadan, fiziksel olarak mekâna giden, milliyetçi dinci gruplar tarafından… Milletvekili değildi sanırım ama devlet bünyesinde yer alan birtakım isimler tarafından serginin hedef gösterildiğini gördük.

Beyza İyitütüncü: Bizim için aslında çok geniş ve detaylı bir çerçeve çizmiş oldun. Ben seninle bu konunun başka bir boyutunu konuşmak istiyorum. Şimdi sansür dediğimiz şey Türkiye’de tabii ki de herkese eşit bir şekilde etkilemiyor. Somut verilere baktığımızda da ifade özgürlüğü bağlamında farklı coğrafyalarda bu sansür mekanizmasının şiddetinin çok daha fazla ve farklı olduğunu biliyoruz. Bu konuya dair düşüncelerin bizimle paylaşabilir misin?

Özlem Altunok: Bunu fırsat bulduğum her yerde özellikle söylemek istiyorum. Çünkü çifte standart uygulandığını düşünüyorum. Susma Platformu’ndayken sansürün etkisini ölçebilmek için bir çevrim içi ve anonim, birkaç tane araştırma/anket yapmıştık. Şu an yüzdeleri paylaşamayacağım sizinle ama sansürün belirli zamanlarda gerekli olduğunu, belirli konularda gerekli olduğunu ki bunlar işte o tabu konulara geliyor ya da Kürt meselesi gibi tabu konulara geliyor. Ya da dini meseleler, tabu meselelerden biri. Onlara geldiği zaman sansür olabilir gibi Türkiye’de hâkim bir görüş var maalesef. Tabii ki Kürt sanat dünyası da bundan nasibini alıyor. Buna daha somut olduğu için tiyatro dünyasından örnek vereceğim. Tiyatro dünyası gerçekten bu süreçte sansüre karşı bu arada çok daha kolektif ve gürültülü tepki verebildi. Zaten hâlihazırda devlet ve şehir tiyatroları, yani yerel yönetimler de AKP iktidarının belediyelerindeki şehir tiyatrolarından bahsediyorum. O dönemde yoğun işten çıkarmaları oldu, yönetmelik değişiklikleri oldu. Repertuarlara müdahale edildi ve bütün içerik boşaltıldı. Onlardan değil ama özel tiyatrolardan bahsediyorum, alternatif tiyatrolardan… Onlar çok hızlı örgütlenebiliyorlar, sahnelerden politik gündeme senkronize olabiliyorlar. Bunda da tabii Oyuncular Sendikası’nın varlığının da bir payı var diye düşünüyorum. Fakat aynı tiyatrolar, Kürt tiyatroları kapatıldığında ya da Kürtçe oyunlar yasaklandığında aynı hızlı refleksleri göstermedi ya da göstermekte tereddüt etti. Hızlı ve demin o bahsettiğim gürültülü tepkileri vermediler. Daha tekil şeyler yaşandı. Hepsi için söylemek istemem bunu. Sahnelerini Kürt tiyatrolarıyla paylaşmadılar. Bakın bu da bir çifte standart ya da otosansür olarak değerlendirilebilir diye düşünüyorum. Benzer durumlar Kürt medyası ve yayınevleri için de geçerliydi. Birçok kitap fuarına Kürt yayınevleri davet edilmedi. Davet edilmemesi sansür gibi görünmüyor ama neden davet edilmedi? Bir Kürtçe yayın yapan bir yayınevi bunu söylediğinde ancak öğrenebildik ama onlar için de bunu söylemek artık sürekli şikâyet etmek gibi olduğu için onlar da bundan rahatsız oluyordu. Bir şekilde sessizce görülmediler, görülmüyorlar. Bu yaklaşım ve zihniyet devam ettikçe de onlar kendi kavgalarını kendileri için verecekler gibi görünüyor üzücü bir şekilde.

Beyza İyitütüncü: Son temamızla kapanış yapmak istiyorum. Sansürle ve otosansürle mücadele konusu. Bu konuyu daha fazla ve çok daha yüksek sesle konuşmamız gerektiğini de düşünüyorum ve bir editör olarak fikirlerini merak ediyorum. Bu alanda kültür sanat yayıncılığının sence nasıl bir işlevi olabilir?

“Bir sansür tarihi varsa bunun karşısında bir de bir direniş tarihi var”

Özlem Altunok: Tabi seve seve, çünkü evet bu alanda yazıyorum, haber yapıyorum. Ya şey çok üzücü mesela bugün artık mesela İKSV üzerinden örnek verelim… 18. İstanbul bienalinde yaşanan yönetmeliğe dair bir usulsüzlük, kurumun şimdiye kadar tatmin edici bir açıklama yapmaması ki mesele 3 Ağustos’ta ortaya çıktı. 3 Ağustos’ta İKSV küratör seçimini açıkladı. Fakat seçilen küratörün aslında halihazırda danışma kurulunda olan bir küratör, bir isim olduğunu, danışma kurulunun başka bir ismi oy birliğiyle belirlediğini fakat yönetim kurulu onu (Defne Ayas) kabul etmeyip danışma kurulunda olan birini küratör olarak belirliyor. Danışma kurulu o süreçte kendi kararları tercih edilmediği için istifa ediyor. Ve İKSV danışma kurulunu açıklayamıyor şimdiye kadar ki önceki yıllarda açıkladığı hâlde. 3 Ağustos’ta bu açıklandı işte açıklanmadı ya da ve o günden beri İKSV’den tatmin edici bir açıklama duyamadık maalesef ve bunu haberleştiren bir basın da yoktu Türkiye’de ulusal medyada Önce uluslararası basından duyduk bunu. Bu alanda çalışan biri olarak benim adıma çok üzücüydü. Biz de öyle duyabildik. Bu alandaki haberciliğin, yani kültür sanat sayfalarının artık ilgi görmediğinin, yok edildiğinin işte yandaş medya tarafından başta yok edildiğini gördük. Ama alternatif yayınlarda bugün çok zor koşullarda var olabiliyor. Alternatif yayınların ve medyanın o yüzden kıymetini bilmemiz gerektiğini ve desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sansür ve otosansür aynı zamanda hafızayı yok etme girişimi.

Bunlar konuşulmadığı, eleştirilmediği, kamuoyu bir baskı yapmadığı zaman ilerlemek ya da onların şeffaf olmasını sağlamak, hesap verebilmesini sağlamak mümkün olmuyor. Bu hafızayı yok etme girişimine karşılık kayıt tutmak, sansürlenen üretimleri, sansüre uğrayan sanatçıları, vakaları haberleştirmek, kamuoyuyla paylaşmak o yüzden çok önemli. Şimdi ne yapılabilir kısmında hepimiz biraz böyle hüsranla diyeyim umutsuzca cevaplar veriyoruz. Çünkü yıllardır bunun içindeyiz artık ama hep aynı cümleyi kuruyorum. Tekrar tekrar da kurmak durumundayız. Bence eğer bir sansür tarihi varsa bunun karşısında bir de bir direniş tarihi var. Sansüre direnen, ona karşı çıkan insanlar topluluğu var, kurumlar var. Bunun bir araya gelmekten başka yolu yok. Bu büyük geniş bir halka, yayıncılar olarak da biz onun zincirlerinden biriyiz sadece. Birtakım oluşumlar da yürümedi. Bu anlamda mesela Susma Platformu’nun sürekliliği çok kıymetli diye düşünüyorum. Orasının daha da canlanmasını, daha kalabalık bir ekip olmasını temenni ediyorum. Mesela Hrant Dink’i yitirdikten sonra 2007’de böyle güncel sanatçılar ve yazarlar 19 Ocak Kolektif adıyla bir araya gelmişti. Orada da sansür pratiklerinin bir haritasını çıkarmaya karar vermişlerdi. 2010’daysa Çağdaş Gösteri Sanatları Girişimi Derneği benzer bir çalışma başlatmaya niyetlendi. Siyah Bant’ı bilirsiniz, çok önemli çalışmalar yaptı 2011’de kurulmuştu. Onların çalışmaları da maalesef durdu. Altyazı’nın sansüre ayırdığı fasiküllerini de bilirsiniz muhakkak. Bir de şimdi yeni Reportare’nin Sanat Özgürlüğünü İzleme Platformu (SÖZ) diye bir oluşumu var. Bu tür aktif ağların artması gerekiyor. Onlar artarsa biz yazabiliriz, hep beraber ses çıkarabiliriz. Sanatçılar bu oluşumların çevresinde bir araya gelebilir diye düşünüyorum.

Beyza İyitütüncü: Çok teşekkürler, Özlem söylediklerine kesinlikle katılıyorum. Ortak bir tavır almaktan başka bir şansımız bence de yok ve bu konuyu çok basit seviyelerden başlayarak konuşmaya ihtiyacımız olduğunu da düşünüyorum. Türkiye’de yaşayan her bir bireyin ifade özgürlüğünün ne olduğunu tartışması ve bilmesi gerekiyor. Çünkü ifade özgürlüğü dediğimiz şey demokratik toplumların bana kalırsa en temel ilkelerinden birini oluşturuyor. Farklı görüşlere, kültürlere ve inançlara saat insanların bir arada yaşamasının çoğulculuğun temelini oluşturuyor.

****

***Bu podcast serisi Avrupa Birliği Sivil Düşün programı kapsamında Avrupa Birliği desteğiyle hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla Beyzanur İyitütüncü’ye aittir ve AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

Kaynak: https://www.mimesis-dergi.org/2024/02/sansur-ve-otosansur-ayni-zamanda-hafizayi-yok-etme-girisimi/

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • Koç
  • Boğa
  • İkizler
  • Yengeç
  • Aslan
  • Başak
  • Terazi
  • Akrep
  • Yay
  • Oğlak
  • Kova
  • Balık
KOÇ BURCU YORUMU

Bugün enerjinin yüksek olduğu bir gündesin. İnisiyatif alma isteğin artacak. Karar verme süreçlerinde daha cesur hareket edebilirsin. Yeniliklere açık olman, sana fırsatlar getirecek. Sosyal çevrendeki dinamikler, sana sürpriz ortaklıklar sunabilir. Sabırlı olmalı, ani tepkilerden kaçınmalısın. Karşılaşacağın zorluklar, ileriki dönemlerde seni güçlü kılacak deneyimler sunacak. Kendine inanarak attığın adımlarda, içsel gücünü hissetmekten çekinme. İletişimdeki açıklığın, başkalarıyla sağlam ilişkiler kurmanı sağlayacak. Unutma, her zorluk, yeni bir başlangıcın habercisidir.

BOĞA BURCU YORUMU

Bugün, içsel huzur arayışında olduğun bir dönemdesin. Kendini güvende hissetmek istediğin konulara odaklanabilirsin. Maddi durumlar ve finansal planlamalar gündemde; bu alanda bilinçli ve sabırlı davranışlar sergileyebilirsin. Sevdiklerinle vakit geçirmek, daha sıcak ve samimi anılar biriktirmek için harika bir gün. Duygusal bağların güçlenebilir; hislerini daha açık bir şekilde ifade etme isteğin artabilir. Özellikle sanatsal becerilerin ve estetik duyarlılığın ön plana çıkıyor; yaratıcılığını sergilemek için fırsatları değerlendirmelisin. Sağlık konularında kendine dikkat etmen gerekmekte; bedenine nazik davranmanın önemini unutma. İnatçılığını kontrol altında tutarsan, sonunda kalıcı ve keyifli sonuçlar elde edebilirsin.

İKİZLER BURCU YORUMU

Bugün iletişim yeteneklerin etkileyici bir şekilde öne çıkacak. Sosyal çevrendeki insanlarla derin sohbetler yapma fırsatı bulabilirsin. Merak duygun ve öğrenme isteğin, yeni bilgiler edinmeni sağlayacak. Kendini ifade etmeye, fikirlerini paylaşmaya istekli olacaksın. Ancak dikkatli ol, karşındaki kişilerle olan diyaloglarında yanlış anlaşılmalar yaşanabilir. Esneklik ve açık fikirlilik, bu süreçte işine yarayacaktır.Özel bir ilişki söz konusuysa, partnerinle olan bağları güçlendirebilir, yeni paylaşımlar yapabilir ve ortak projelere yönelebilirsiniz. Yalnız olanlar için ise, samimi ve keyifli bir tanışma yaşama olasılığı var. Sezgilerin sana yön gösterecek, içsel sesine kulak vermeni öneririm. Stresli durumları hafifletmek için hobilerine yönelmek veya dışarıda vakit geçirmek faydalı olabilir. Yaratıcılığını konuşturabileceğin fırsatların kapısını aralayabilirsin.

YENGEÇ BURCU YORUMU

Duygusal derinlikler içinde dolaşırken, kalbinin sesine kulak vermenin tam zamanı. Sevdiklerinle arandaki bağları güçlendirecek özel anlar yaşayabilirsin. Karşılaştığın zorluklara karşı gösterdiğin dayanıklılık, seni daha da güçlü kılacak. İçsel huzurunu bulmak için kendine zaman ayırmalısın; belki bir yürüyüş ya da sevdiğin bir aktivite hayatına renk katabilir. Geçmişte yaşadığın anılara duyulan özlem, sana yeni perspektifler kazandıracak. Yakın çevrendeki insanlarla iletişiminde dikkatli ol; her kelimenin büyük bir anlam taşıdığını unutma. Zekan ve sezgilerin bugün çok güçlü; içgüdülerine güvenerek önemli kararlar alabilirsin. Kendine olan güvenini artıracak fırsatlar karşısına çıkabilir. Her şeyin bir dengesinin olduğunu hatırla; duygusal açıdan dikkatli olman, yaşamındaki huzuru koruma açısından önemli olacaktır.

ASLAN BURCU YORUMU

Bugün sahne ışıkları senin üzerinde parlayacak. İçsel bir güç ve karizma hissiyle çevrendeki insanları etkileme kapasiten artıyor. Kendini ifade etme konusunda cesur adımlar atabilirsin. Yeni fırsatlarla karşılaşma ihtimalin yüksek; bunları değerlendirirken içgüdülerine güven. Sosyal ilişkilerde ise dostlarınla olan bağı güçlendirebilir, bazı duygusal meseleleri de açıkça konuşabilirsin. Ancak, zaman zaman kendine çok fazla baskı yapmaktan kaçınmalısın. Duygularını dengeleyerek hareket etmek, hedeflerine ulaşmanda yardımcı olacaktır. Kendi değerini bilerek hareket ettiğinde, çevrendekilere de ilham kaynağı olabilirsin. Yaratıcılık dolu bir gün seninle olsun!

BAŞAK BURCU YORUMU

Detaylara olan düşkünlüğün ve pratik düşünme yeteneğin bugün ön planda olacak. İş yerinde karşına çıkan problemleri çözme konusunda başkalarına ilham verebilir, onların da güvenini kazanabilirsin. Ancak, kendine de zaman ayırmayı unutma; zihnindeki karmaşayı atmak, daha net düşünmene yardımcı olacak. İlişkilerde iletişim kurarken dikkatli ol; karşı tarafın duygularını anlamak, bazı yanlış anlamaların önüne geçebilir. Sağlık konularına yönelik bir farkındalık geliştirmek, yeni alışkanlıklar edinmen için uygun bir zaman. Kendini ifade etmenin ve yaratıcılığını ortaya koymanın getirdiği tatmin, seni olumlu yönde etkileyecek.

TERAZİ BURCU YORUMU

Dengede kalma arayışında, ilişkiler önemli bir odak noktası haline gelmekte. Kendini ifade etme biçiminde, başkalarının duygu ve ihtiyaçlarını gözetmen, seni daha derin bağlar kurmaya yönlendirecek. Bugün, bir tartışma veya anlaşmazlık anında bile uzlaşmayı sağlama becerinle öne çıkabilirsin. Bu, karşındaki kişiyi daha iyi anlamanı sağlarken aynı zamanda kendi düşüncelerini de netleştirecektir.Sanatsal ve estetik konulara duyulan ilgi artmakta; yaratıcı projelere yönelik adım atmak için güzel bir zaman. Kendi iç dünyanı, sanat aracılığıyla ifade etmeye çalışmak, sana hem rahatlama hem de ilham verecek. Sosyal ortamlarda bulunmak, yeni insanlarla tanışmak için kendini daha cesur hissedebilirsin. Bugün, başkalarının seni nasıl algıladığını düşünmek ve bu algıyı olumlu yönde şekillendirmek için bir fırsat sunuyor.Merak ettiğin konular hakkında bilgi edinme isteğin artarken, bu bilgi birikimi seni daha açık fikirli ve esnek kılacak. Kendini ifade ediş şeklin ise başkaları üzerinde olumlu bir etki oluşturacak. Aşk ve ilişkilerdeki uyum, sürpriz gelişmelere açık kapı bırakacak. Kalbinin sesine kulak ver ve içsel dengeyi bulmaya çalış.

AKREP BURCU YORUMU

Gözlemlere göre, duygusal derinliklerinle baş başa kalacağın bir gün. İçsel sezgilerin seni yönlendirebilir; hislerine güvenmeyi unutma. Sosyal çevrende bazı değişiklikler gündeme gelebilir, bu durum dostlukların yeniden şekillenmesine yol açabilir. Duygularını ifade etmekte zorlanabilirsin, ancak içten bir iletişim kurmak, anlayış kazanmanı sağlayacak.Kariyer açısından yeni fırsatlarla karşılaşabilir, tutkularının peşinden gitme arzusuyla dolabilirsin. Yenilikçi fikirlerin ve yaratıcı yaklaşımların dikkat çekebilir. Öğrenme ve gelişim için elverişli bir dönemdesin, yeni bilgiler edinmek kendini daha güçlü hissetmene yardımcı olacak.Sağlığa özen göstermeni tavsiye ederim; bedenine ve ruhuna dikkat etmek, enerjini dengede tutmanı sağlayacak. Uzun zamandır ertelediğin bir projeye yeniden göz atmanın zamanı gelmiş olabilir. Kendine güven, kararlılığın seni başarılı kılacak.

YAY BURCU YORUMU

Bugün, macera arayışın daha belirgin hale geliyor. Farklı deneyimlere açık olman, yeni insanlarla tanışmanı sağlayacak. İçinde filizlenen merak duygusu, seni farklı kültürlere ve fikirlere yönlendirebilir. Eğitim veya seyahatle ilgili konularda beklenmedik fırsatlar kapını çalabilir. Kendine güvenin yüksek, bu da cesur adımlar atmanı mümkün kılıyor. Ancak, bazı ilişkilerde fazla iyimser olabileceğin bir dönemdesin; başkalarının vaatlerine karşı dikkatli olmanda fayda var. Duygusal olarak, kendini ifade etme isteğin artarken, içsel huzur, seni nazik bir şekilde yönlendirecek. Yaratıcılığını kullanmaktan çekinme, kalp ve akıl arasında denge kurmak için ideal bir zaman. Unutma, hayatında yapacağın küçük değişiklikler, büyük dönüşümlere kapı aralayabilir.

OĞLAK BURCU YORUMU

Bugün kariyer hedeflerinle ilgili önemli fırsatlarla karşılaşabilirsin. Disiplinin ve azmin, emeklerinin karşılığını alma zamanının geldiğini işaret ediyor. İş arkadaşlarınla olan iletişimine dikkat etmelisin; iş birliği içinde hareket edersen, projelerin daha verimli ilerleyecek. Ayrıca, kişisel yaşamında bazı kısıtlamaları aşma fırsatını değerlendirebilirsin. Kendine güven duyduğun bir konuda cesur adımlar atmanın, hayatında yeni kapılar açabileceği görünüyor. Planlarını gözden geçirerek esneklik kazandırman, beklenmedik gelişmelere hazırlıklı olmanı sağlayacak. Bugün, içsel huzurunu bulmak için zamana ihtiyacın var; kendine yönelik bakım yapmayı ihmal etme. Tüm bu süreçlerin seni hedeflerine bir adım daha yaklaştırdığı bir gün olacak.

KOVA BURCU YORUMU

Bugün farklı fikirler ve yenilikçi yaklaşımlar ön planda olacak. Sıradanlıktan uzaklaşma arzusu içindesin, bu da seni sosyal çevrenle etkileşimde bulunmaya yönlendirebilir. Yeniliklere açık olmak, seni daha yaratıcı bir yola sapabileceğin fırsatlarla karşılaştıracak. Aynı zamanda, hissettiğin özgürlük arzusu, ilişkilerde de belirgin hale gelecek. Kendi alanını korumak ve bağımsız düşünmek isteyeceksin. Arkadaşlarınla beraber vakit geçirirken, onlardan ilham alabilir ve farklı bakış açıları geliştirebilirsin. Bugün, içsel dünyanı keşfetme ve düşüncelerini sorgulama zamanı. Hayatında bazı değişiklikler yapmak isteyebilirsin, kendine güven ve cesaretle adım atmak için doğru bir zaman. Yeni projelere başlamak veya tanımadığın insanlarla tanışmak sana ilham verecek; bu fırsatları karşılamak için açık ol.

BALIK BURCU YORUMU

Duygusal derinlikler ve sezgiler ön planda. İç dünyanda yaşadığın olaylar, dışarıya yansıyan tutumlarını belirleyebilir. Sosyal ilişkilerde anlam arayışın oldukça yoğun olabilir. İnsanların duygusal halleriyle empati kurmak isteğin, sana hem tazelik hem de yük getirebilir. Kendi sınırlarını korumak, bu karmaşanın içinde kaybolmamak için önemli. Ayrıca, yaratıcılığını kullanabileceğin yeni projeler için ilham alabilirsin. Bugün, ruhunu besleyecek sanatsal aktiviteler veya doğa yürüyüşleri keyif verebilir. Kendine zaman ayırmayı unutmamalısın; bir kitap okumak ya da meditasyon yapmak, zihnini hafifletebilir. Duyguların, aklını etkileyebilir; bu yüzden kararlarını verirken dikkatli olmakta fayda var. Unutma ki, senin içsel dünyan, dış dünyanı şekillendirecektir.

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM