PARKTA!

PARKTA!

Milli güreşçimiz Salih Bora’yı bilir misiniz?
Tirebolu doğumlu. 48 kilo. Ufacık-tefecik bi abimizdir.
Eski zamanların gümüş madalyalı dünya ikincisidir kendisi. Altın madalya aldığı kimi yarışmaları da anımsıyorum. Avrupa Şampiyonası mıdır, Olimpiyatlar mı, emin olamadım şimdi?
Yani, insanlık tarihinin benden sonraki en başarılı Giresun çocuğudur (!!!!!!)
Yücelerden bi yüce sayılır.
****
Maça gelmişti günün birinde, Atatürk Stadı’mıza.
Çocuğum ben daha. Bi bakmaya tanıdım tabi… O güne değin yalnızca televizyonda gördüğüm insan, yedi düvele minderi dar eden yiğit, yurdumun gurur kaynağı sporcumuz, Giresunspor maçında tam da yanımda oturmuyor muydu Allah’ım?
Ne mutluydum, ne mutlu bi bilseniz. Ne gururluydum, ne gururlu!
Omuz omuzaydık ula resmen!
****
Dakikalar ilerledikçe…
Bi gözüm maçtaysa, diğeri Salih Bora’da idi elbet… Koskoca şampiyon tribünde nasıldır, heyecanlanır mı, tezahüratlara katılır mı, şimdi hakeme kızıp da ağzını bozar mı acaba? Sıkı takipteydim. Her çocuğun gözü kameradır malum.
Hmmmm…
O kadar da ufak tefek diğilmiş diye düşünmeye başlıyorum artık. Mutlu oluyorum.
Maç kiminleydi, skor kaç-kaçtı, aklımda ve umrumda diğil. Devre arası oldu. Şöyle bi ayağa kalktık hep bir. Baktım, Salih Abimiz de ayaklandı. Her insan gibi poposu uyuşmuştu besbellim? Ama nasıl olur? Boyu hiç değişmedi ki? Otururken nasılsa, ayaktayken de aynıydı?
O anki şaşkınlığımı nasıl tanımlayayım? Üzülmüşümdür kesin.
Kulakları çınlasın Salih Bora’nın. Sakın alınmasın boyunu kısa bulmama, şehrimin dev adamıdır O.
Ama benim bacak kadar çocuk kalbimde, sevimli bi cüce sayılır.
****
Belki de Milli Güreşçimiz Salih Bora’ya benzeyen birini gördüm parkta. Yoksa aklıma nerden düşsün 45 sene sonra? Ne alakam olacakmış benim güreşle? Kime elense çekmişim durup dururken?
Karıştım gittim ortama… Tanımam bilmem. İki kişiydiler yan masada. Kulak konuğu oldum yalnızca;
-”Men heç mugabele etmemişem” dedi telefonda, kravatlı olanı, tatlılar tatlısı bi Azeri şivesiyle. Sanırım, ”karşılık vermemiş” bişeye, çözemedim, karşıdakinin sesini duyamadığım için… Neydi o mevzu?
Durun anlatayım biraz; parkta oturuyorlardı ben gibi. Saat ilerlemiş, hava kararmıştı.
Akşam desem az olur, gece sayılır.
****
İster istemez dinler oldum bu güzel insanları.
Şehrimize görevli gelen öğretmenlermiş ikisi de. Öyle anladım gonuşuklarından. Tişört giyinmiş olanı normal bi Türkçe konuşuyordu;
-”Benim Cengiz Aytmatov’la epey rakı içmişliğim vardır” dedi birden, Azerice şakıyan arkadaşına bakarak. Lafın başını kaçırmışım, mugabeleden oraya nasıl gelindi anlayamadım?
Gözümde bi büyüdü, bi büyüdü bu ikinci herif, sormayın gitsin. Aytmatov’la rakı içmiş yahu! Daha ne olacak? Bundan yüksek rütbe mi olurmuş?
Heç de mugabele etmeden dinledim bunları. Gazetemi okurmuş gibi yaparaktan. Cengiz Aytmatov’un Beyaz Gemi’sinin yanında gazete nedir ki?
Dümdüz, vurgusuz hece sayılır.
****
O esnada geliverdi, yarım saattir beklediğim dostum. Kucaklaştık. Epeydir görüşmemiştik. Yanında eşi de vardı. Yeng’aanım da az buçuk merhabam olan, saygı duyduğum biriydi. Tokalaştık.
Söz sözü açtı. Tahminen ben sormuşumdur, ”Siz nasıl evlendiniz bakim” diyip.
-”Bi hafta içinde tanışıp evlendik Gürselcim. 24 yıllık da evliyiz” dedi dostum.
İyice sordum, sual eyledim;
-”Nasıl olabilir oolum, böylesi bi gudurukluk”?
-”Babam hastaydı. Çok az ömrü kalmıştı. Mürvetimizi görsün istedik”!
-”Vah, çok üzüldüm. İnşallah görmüştür mutluluğunuzu. Allah rahmet eylesin”!
-”Yok, ölmedi babam, iyileşti, hala da sağ”!
-”Eh, madem öleceği yok, boşanın o zaman”!
Güldük burada hepbir, ama kötü bi şakaydı. Geri aldım. Sakın boşanmayın ha, dedim.
Hiç de iyi bişey diğildir ayrılık.
****
Siz bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım!
Yok-yok, şaka şeyettim, çok sıcak var şehrimizde, nemden bunaldım, ne dediğimi ben de bilmiyorum.
Normal bi yazı, aynen gelinlik gız gibidir. Tatlıdır, gıymatlıdır. İşvelidir, nazlıdır. Bin altın azdır!
Oysa sıcakta yazılan yazıdan gelin falan olmaz, en fazla görümce sayılır.
Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Duygusal derinlikler içinde yüzdüğün, içsel dünyana bir yolculuk yapma arzusunun güçlendiği bir dönemdesin. Yaratıcılığının sınırlarını zorlaman gereken bir zaman dilimi. Sanatsal ilhamın artabilir, bu da seni yoğun bir şekilde ifade etme isteğiyle doldurabilir. Başkalarının hislerini anlama yeteneğin oldukça kuvvetli, bu da sosyal ilişkilerinde hassas bir denge kurmanı sağlayabilir. Kendine dönerek, içsel huzurunu bulmak için sakinliğe ihtiyacın var. Ancak daldığın düşüncelerden sıyrılmak zor olabilir, dikkatli ol. Kalbindeki sezgi gücü bu dönemde seni yönlendirecek, bu yüzden hislerine güvenmeyi unutma. Sevdiklerinle olan iletişiminde empatiye açık olman, çatışmaların önüne geçecek. Bazen yalnız kalmaya ihtiyacın olabilir; bu, yeniden doğuşun için gerekli bir temizlik. Unutma, kendini ifade etme biçimlerin kariyerin üzerinde de etkili olabilir, bu fırsatları iyi değerlendir.

YAZARLAR / Tümü
ender birgül: bu sayı satılık mı
2025-12-23 17:44:45