“En güçlü oyun, bomboş sahnede aktörsüz oynanıyor; geçmiş oyunların soluğu, göçmüş yüzlerce oyunun gölgesiyle…”
Burhan Arpad
Mustafa Aslantaş‘ın “Toplu Oyunlar -3” ( KYD., 2025) adlı kitabı, tiyatro sezonunun son günlerinde raflarda yerini aldı.
On beş yıl içinde yirmi dört oyun kaleme alan ve bunların sekiz tanesini üç ayrı kitapta toplayan yazar, bu defa “Eylül” ve “Aruş” adlı iki eserini okurla buluşturdu.
Hatırlıyorum, Mustafa Aslantaş‘ın “Eylül / Vaktinden Önce Gelen ve Benden Hiç Gitmeyen Eylül” piyesini okuduğumda, defterime şunları yazmıştım:

“Eylül’ piyesinde Mustafa Aslantaş profesyonelliğinin ve yazarlık gücünün doruğunda. Bilip, tanımadığımız, hiçbir rengin karışımdan elde edilemeyecek bir tona erişmiş… Şimdi düşünüyorum da, bazı yazarları, bazı piyesleri hep beynimizde, kalbimizde, ruh atlasımızın bir yerinde saklarız.
Müthiş, diye tanımlayabileceğim bu melodram Güner Sümer’in ‘Yarın Cumartesi’sini hatırlattı bana. Nurten, Tarık, Fikret’i… Sonra herhangi bir Orhan Kemal romanında buldum kendimi. Nedeni, niçini yok. Öyle hissettim.
Sonra ‘Vaktinden önce gelen ya da benden hiç gitmeyen Eylül’leri düşündüm bir bir. Eylül, dedim de, Suad, Necip, Süreyya geldi aklıma. Mehmet Rauf’u yeniden okumayı özledim…”
“Toplu Oyunlar – 3” adlı kitapta yer alan diğer piyes ise, yazarın ifadesiyle “Başlı başına bir teatora masalı. Dahası tozlu sandıklardan, yangınlı bahçelerden, orada burada unutulmuş bir kaç fotoğraftan, repliklerden, tiradlardan çıkıp gelmiş bir hayatın hem gölgesi, hem sureti olmuş bir hayal kahramanın masalı. “

Osmanlı İmparatorluğu döneminde profesyonel anlamda tiyatro sahnesine çıkan ilk kadın oyuncu Arusyag Papazyan’ın yaşantısından esinlenerek yazılmış “Aruş”, geçmişten geleceğe tüm kadın sanatçılara, özellikle de tiyatro sanatçısı kadınlara ithaf edilmiş. Bu piyesle ilgili Zeynep Eronat‘ın anlattıklarına kulak verelim :
“İçim cız etti Aruş Hanım’ı okurken… Hatta yaşarken… E, çünkü ben de kadınım, ben de oyuncuyum. Ah canım Aruş! Seni öyle iyi anlıyorum ki. Okuyunca siz ne hissedeceksiniz acaba, çok merak ediyorum.”
Mustafa Aslantaş, etkileyici geçişler kadar, çapaksız ve doğru dil kullanımıyla da bize üstü çizilmiş, düş ve matem yorgunu hayatları, duyguları, gülümseyen sessizlikleri, klişelere sığınmadan, kolaya kaçmadan anlatıyor.
Eserlerini okur ve izleyici ile buluşturmaya devam eden Mustafa Aslantaş, ilk andan itibaren akılda kalan, insancıllığıyla yüreklere dokunan sahici, inandırıcı kahramanlar yaratmaya, tiyatro edebiyatımıza katkıda bulunmaya devam ediyor.
“Toplu Oyunlar -3”ü okumanızı öneririm.

































