3. sınıfın dersiydi, ama bi türlü verilemezdi. Biri, ikiyi güle oynaya geçip, 3. sınıfta buna takılınırdı mutlaka. Misal ben, altı buçuğuncu yılımda anca geçebilmiştim Ticaret Hukuku’ndan.
(Hayır, okulu bitirecem, bi türlü bitiremiyordum. Son sınıfın tüm derslerini halletmişim, alttan bu ders duruyo idi)
Daha ilk sayfası. Dakka bir gol bir. 40 yıldır ezberimdedir;
-‘’Kıymetli evrak, öyle senetlerdir ki, bunlarda mündemiç olan hususi hukuk hakkı senetten ayrı dermeyan edilemediği gibi, başkasına da devredilemez’’.
Mündemiç ne la?? Dermeyan olarak neyi edemiyoz tam?
Bilemedik.
***
Sınavlara gire çıka, hocamızdan da bilgili hale geldimdi nihayet günün biri.
Hemen hemen okulda bitek ben kalmıştım talebe niyetine zaten. Zar zor 50 alıp geçtimdi son sınavımdan.
Sorsan ama, halen de bilmem, mündemiç nedir?
Telefonlaşıyoz bazen arkadaşlarla;
-‘’Oolum ayarlayın da bi gün toplanalım, şu mündemiç konusunu çözmeden ölmeyelim’’…
-‘’Derhal sus Gürsel! Sakın İstanbul’a gelme. Gelip de bu konuyu açma’’…
-‘’Olur mu hiç, önemli bişi kardeşim mündemiç”…
-‘’Derhal sus Gürsel’’!
***
Salt hukukçular değil tabi. Tıpçıların da ne dediği anlaşılmaz tam.
Misal diyom, bugüne değin, hangi ilaç prospektüsünü anladık? Farmakoljik özellik ne demektir ula?? Okuyon örneğin;
-‘’Parasetamol, analjezik ve antipiretik bi ajandır’’.
Bir yandan kızlarım sıkıştırıyo, yirmi gündür burnum föşür föşür;
-‘’Neymiş baba, yan etkisi mi varmış’’?
-‘’Valla bu ilaç aslında bi ajanmış, bizi dinliyo galiba devlet’’…
-‘’Derhal sus baba, içilecek o hap’’!
-‘’Hem de anal falan diyo. Devlet bize sövüyo olmalı üstelik”?
-‘’Derhal sus baba’’!
***
Git acil’e misal. Neyim var doktor der gibi bakıyon adama.
Akne diyo. Efüzyon’muşum biraz. Konvulsiyon şartları da tam oluşmamış da, şey olmuş’muşum.
-‘’Vay be’’ diyon cevaben, başını sallayıp.
Hemşireye bişiler diyo sonra doktor;
-‘’Sendromlara bakılırsa, semptomlar fazla şeyetmiş, immünoloji servisine götürelim’’.
İmmünoloji nedir la?? Artık yapacak bişim kalmadı da, hastabakıcılar ümüğümü mü sıkacak?
Derhal sus doktor!
***
Şimdi isim verip de kimsenin acılarını deşmek istemem.
İstanbul’daydım. Cep telefonunun, bilgisayarın olmadığı yıllar. Hürriyet gazetesinin arka sayfasından gördümdü haberi;
‘’E. E. intihar etti. Falanca hastaneye kaldırıldı’’.
Eyvah, tanıyorum ben bu abiyi. Giresun çocuğudur. Abimin can arkadaşıdır. Nasıl olur?? Hayat doludur yaa?? Gırgır şamatası boldur… Neden kendini atar?
Aradımdı hemen falanca hastaneyi.
-‘’İyi günler. Ben bir hasta hakkında bilgi alacam. İntihar vakası. Adı soyadı şudur, son durum nedir’’?
-‘’Hastanız ex olmuş beyefendi’’.
-‘’Amman ne iyi. Sağolun’’.
Ne biliyim ben gerçeği? Gıda sektöründe yetişmişim, bizde ‘’ex’’ extra demek. Extra olan hasta ne olmuş olabilir, iyiye giderdir besbellim? Yoğun bakımdan çıkarıldı, odaya alındı falan. Öyle sandımdı.
Ölmüş meğer abimiz.
Derhal sus hemşire!
***
Günlerden bir gün.
Amcamız ambülansta. Yaşı başı da varmış epey. Sonbi umut Trabzon’a sevkedilmiş. Kendinde falan değil. Ölecek gibiymiş maalesef.
Trabzon girişi trafik sıkışmış. Ambülans sürücüsü sirenleri öttürmüş bir panik.
Siren sesinden amcamız da uyanıp kendine gelmiş. Sormuş yanındaki tıp personeline;
-‘’Nooldu yeenim? Dışarıda hasta mı var’’?
***
Ne kadar ”gavurca” konuşursan konuş.
Giresun gocamanı varsa yanında,
Karizman beş para etmez.
Derhal sus, Türkçe gonuş!
































