Geçenlerde: “İyi, doğru ve adil olanı önemseyen bir toplum olmamızın yolu iyi, doğru ve adil olanı önemseyen ailelerin çoğunlukta olmasıyla mümkündür,” diye yazmıştım. Yoğun ilgi gördü. Birçok yorumda şöyle bir anlayışın dile getirildiğini gördüm:
“Çevremizde o kadar çok istismar eden ve iyiliği kötüye kullanan insan var ki, çocuğumuzu ‘İyi, doğru ve adil olanı önemseyen bir insan’ olarak yetiştirirsek hayatı boyunca sürekli sömürülür. Kendimden biliyorum, benim iyiliğim hep sömürüldü.”
Bu, dediğim gibi, oldukça yaygın bir yorumdu. O nedenle sormak istedim: Siz bu yaklaşıma katılıyor musunuz?
Yani, çocuğumuzu ‘İyi, doğru ve adil olanı önemseyen bir insan’ olarak yetiştirirsek onun kaçınılmaz olarak sömürülmeye açık bir insan haline getirmiş oluyor muyuz? Aklıma gelen ve size sormak istediğim diğer soru da şu: Çocuklarımızı hem iyi ve adil hem de güçlü biri olarak yetiştiremez miyiz? Yoksa iyi insan, ‘iyi bir insan’ olmanın zorunlu sonucu olarak ‘aciz bir insan’ olmak zorunda mı? Yoksa bu tür yorum yapanlar yaşamla ilişkilerindeki zayıflıklarını ve acizliklerini ‘iyi insan olma mazereti’ arkasında saklama çabası içindeler mi?
İlgi ve emeğiniz için teşekkür ederim. Selamlar.
(Doğan Cüceloğlu / 30 Aralık 2020)