(cumhuriyet bayramını erkenden kutlayalım..
tıpkı, 2013’deki gibi)
(ayıptır söylemesi, en sevdiğim makalelerim arasında ilk beşe girer kalbimde)
Hayatımız boyu, Eflak ve Boğdan’ın tam olarak nereye denk düştüğünü bilemeden yaşadık.
Kimseye itiraf edemediğimiz, ömrümüzün en büyük sırrı budur…
İlkokul, ortaokul, lise, üniversite, iş yaşamı, nişanlılık dönemi, evlilik çağı, hep kafamızdaki bu emsalsiz soru işaretiyle geçip gitti.
Okul yılları misal. Korktuk hep;
-”Acaba bitek ben mi bilmiyorum, Eflak ve Boğdan’ın neresi olduğunu bilen birileri çıkar mı aramızdan. Rezil olur muyum”??
Sonra büyüdüm, eşimle flört günlerimiz geldi. Dert yine aynı dert idi;
-”Canım, bişey soracam, sanırım evliliğimiz buna bağlı gibi. Eflak’la Boğdan nerededir sence”?
-”Zeytinburnu ile Avcılar arası bi yer diye biliyom ben”.
Baktım O da bilmeyip, sallıyor, rahata erdim. Bastım teklifi gönül rahatlığıyla;
-”Benimle evlenir misin”?
****
Savaşlar, savaşlar, savaşlar.
Uyuşmalar, sözleşmeler, antlaşmalar.
İnsanlık tarihinin kısa özetidir bu. Aşık Veysel’in ”Sever kavuşamazsın, aşk olur” tanımı misali;
-”Savaşıp bir türlü kazanamazsın, antlaşma olur”.
Nasıl ki Çorum, leblebisiyle tanınır, Antep fıstığıyla, Eflak ve Boğdan da tarihte antlaşmalarıyla meşhurdur.
Yalnız, gariptir, tuhaftır biraz vaziyet. Şimdi sizleri de üzmek istemezdim, ama yapacak bişeyim yok, anlatmak durumundayım. Sözgelimi, Rus’larla İsveç’liler savaşır, çarpışmalar biter bitmez Eflak ve Boğdan Osmanlı’ya bırakılır. Neden böyle davranıldığı anlaşılamaz.
Yıllar geçer, bu kez, Osmanlılar’ın Fener Rum Beyliği ve Prusya’lılarla arası açılır. Savaş sonrası yapılan yaklaşık 25 maddelik antlaşmada Eflak ve Boğdan’ın olayla hiç ilgisi bulunmayan Macar’lara verildiği görülür.
Elli sene ya geçer, ya geçmez. Yeni bir meydan muharebesi daha patlak verir. Fransızlar Makedonya’ya saldırmış, buna karşılık Tatar’lar Tuna Nehri üzerinden Sivastopol’u işgal etmiştir. Ortalık biraz durulduğunda yapılan antlaşmanın ilk maddesi Tokyo’da şok etkisi yapar. Eflak ve Boğdan Hindistan’a verilmiştir.
Aşağı yukarı böyle durum tarihte, idare edin.
Ve o kadar kanın ”kereste ticareti” için döküldüğünü bilin. Her neredeyse eğer, kerestesi pek makbulmüş o zamanlar Eflak ve Boğdan’ın.
****
Adamın bizdeki keresteleri de tarihten hiç ders almamış anlaşılan.
İstekleri yerine getirilmezse, güneydoğu’muzdan başlayan bi iç savaş çıkartacaklarmış!!
Savaşmayı oyun sanıyor bu herifler. Memleketi ”isim şehir”, pusu kurmayı ”yakan top”, işgal etmeyi ”saklambaç”, adam kaçırmayı ”körebe” falan.
Hayır, çok da derdim değil, ölürlerse ekim’e kadar ölmezlerse kasım’a tabi…
Ölümü uyku sanıyor bu herifler.
****
Varsın çıksın iç savaş.
Varsın çıksın… Vallahi çıksın…
Yalvarırım çıksın.
Bak, Samsun orada. İnönü orada. Sakarya orada. Gözlerini aç da iyice bak, Afyon orada, Dumlupınar orada, Kocatepe orada.
İzmir orada. Kordon orada. Deniz orada.
Dökülür gidersin.
****
Zaman değişmiş, mesele aynı mesele. Yalnız, kereste’nin adı ”Bop” olmuş.
Kürtçüsü. Yobazı, şeriatçısı.
Mandacısı. Vatan haini aydını, iktidardaki işbirlikçisi.
El ele tutuşur. Defolur gidersiniz.
Bizim için bundan sonra yaşam çok basittir, abartmasın kimse;
-”İlk hedefimiz Akdeniz’dir”!!!
(ulus gazetesi,
28 ekim 2013, p.tesi)