Geçen bir yazımda, erkek kedilerin pasaklı oluşundan söz eden alt komşum Çiçekçi Hüsamettin Bey’le bugün yine selamlaştık. Ben apartmanın kapısından çıkarken yüzünde önemli birşey paylaşmak isteyen bir insanın gülümseyişi ile elindeki işi bıraktı, bana doğru yürüdü ve, “Zincirlikuyu Metrobüs durağında bekliyordum, oturabilmek için birkaç otobüs bekledim; otobüs gelince koltuklara oturmak için vatandaşlar metrobüse hücum ediyorlar. Otobüs geldi ve nihayet oturabilirim umuduyla içeriye daldım, ama oturamadım. Benimle bir kaç otobüs bekleyen siyah gözlüklü iki erkek de ayakta kalmışlardı; aralarındaki konuşma dikkatimi çekti. Biri diğerine dediki, “Lan oğlum, biz kör müyüz, neyiz, yine oturamadık!”
Doğan Abi, gerçekten de ikisi de kördü. Kendileriyle o kadar barışıktılar ki, hiç kahretme ya da diğer insanları suçalama emaresi yoktu.
Söylediklerini herkes işitti, ama hiç kimse duymadı. Otursaydım ben yerimi verecektim, ama ben de ayaktaydım…
İndikleri zaman gördüm, bastonlarını açtılar ve güler yüzle, çok rahatlıkla yürümeye başladılar. Kimseye kahretmeyen, kendilerini ve insanları olduğu gibi kabul eden hallerine hayran kaldım. Sizinle paylaşmak istedim.
Hüsamettin Bey’e teşekkür ettim ve izniyle bu öyküyü de sizinle paylaşıyorum. Umarım bu öykü, neden işittiğimiz halde duymadığımız üzerinde düşünmemize vesile olur.
Selamlar
Doğan Cüceloğlu (19 Ekim 2017)