resim sergileri,
film festivalleri,
salon konserleri,
konferanslar-paneller derken,
sokaktaki hayatı kaçırdı bizim taraf..
***
döndük baktık bi gün..
elin densiz herifi, karşıdevrim’i yapmış bile..
4+4+4 nedir sanıyon?? kılıç kuşanmış diyanet başkanı ne sanıyon? teğmenler vakasını ne sanıyon? bittin aslında.. yenildin.. cumhuriyet’i verdin..
ama, bi avuç kalsan da direniyon bi biçimde.. çekip giderken, muhtaç olduğun kudretin nerde olduğunu söylemiş, o büyük adam..
o kanını akıtmadan vermeyeceksin bu vatanı.. biliyon bunu..
rahatlığın ve cesaretin buradan geliyo zaten..
***
kimseyi suçlama adına değil..
birebir yaşadım şehrimde, o yüzden şu örneği verecem..
15 yıl önce giresun’a ‘’opera’’ geldi.. sanatsever, seçkin insanlar doldurdu tabi salonu..
-‘’yahu, bu işin eğitimini almış tek adam benim şu şehirde, böyle bi etkinliği izleme gereği görmedim.. ne anlıyon opera’dan da sen koşa koşa gittin a adam’’??
demek istediğim boş bi kibir değildi.. kendimle ilgili bi böbürlenme hiç değildi..
bizimkiler ‘’güya’’ opera dinlerken, akp’nin kömürleri şehrimizin limanına iniyordu.. bunu tesadüfen görmüştüm sahilde yürürken..
ve hiç kuşku yok ki, tüm yurtta durum aşşaa yukarı aynıydı;
salondakiler, sokaktakiler..
***
keşke tersi olabileydi..
kömür değil, sanat kazansaydı..
tekbi büyük adam, anca bu kadar değiştirebildi memleketin kaderini.. başka naapsın?
o günlerde, ‘’bizim tarafı’’ temsil etme rolündekiler, sözgelimi, karaçarşafa chp rozeti takarak, sonra ekmeleddin bey gibi dinsel kökenli bi adamdan medet umarak, tarikatlara hoşgörülü durarak, ‘’karşı tarafı’’ tavlayabileceğini sanacak kadar,
gaflet ve dalalettelerdi ama..
***
tam da o dönemde Add giresun şube başkanlığına sırf bu nedenle aday oldum..
‘’Mustafa Kemal’in kalpaksız kuvvacıları her zaman sokakta olacak bundan böyle’’ diyerek açıkladım programımı..
yoksa benim ne işim var dernekçilikle-mernekçilikle..
hem, niye anliyim lan, bana ne??
ne halları varsa görsünler..
‘’sefer görev emri’’ bildim bu işi.. o makamda olduğum 4 yıl itibarıyla görevimi iyi yaptığım kanısındayım..
bu derneğin tüm kurucuları, tüm önemli adları karşı devrimci puştlarca öldürüldü, bilir misiniz??.
hiçbiri ‘’salonda’’ diğildi.. benim de kimseden korkum yoktu..
sokaktayız dedim, sokaktaydık..
***
bi zaman önce haydarpaşa garı’nda tren seferleri durduruldu, anımsarsınız..
duyarlı insanlar kıyameti kopardı tabi..
tren’lerine, gar’larına sahip çıkmak istediler.. o güzelim mekanı muktedir şahsa kaptırmamaya direndiler..
ellerde pankartlar, yürüyüşler yapıldı bayaa bi..
pankartların birinde; ‘’garı geri istiyoruz’’ yazıyordu, hiç unutmuyom..
***
bi an tv’de mi gördümdü o eylemi?? yoksa bi an gastede mi gözüme çarptıydı ne?
yanlış ve eksik okumuşum pankartta yazanı;
sevindimdi tabi, nasıl sevinmiyim? nihayet erkek milleti ayaklandı diyip, düşürse düşürse akpyi bu iş düşürür falan diye düşündümdü..
yönetmem gereken topluluğu buldum sonunda, şükürler olsun ey büyük Allah’ım bile dedimdi içimden, ne olduğunu anlayana değin;
-‘’dur, ilk uçakla istanbula döniyim de şu heriflerin başına geçiyim’’!!!
***
yanlış anlamışım napim, böyle bi oluşum hayata geçmedi hiç..
şikayetim yok, Add başkanlığı da güzel bi duyguydu.. bilgi yurdu başkanlığı daha da güzel, bilesiniz..
öyleyse bu yazıyı haydarpaşa garı dolaylarından pek meşhur bi türküyle bitirelim;
-‘’Atatürk’ü sevmeyenin
çıban çıksın şeyinde’’..