FOTOĞRAFLARDA KALAN ile FOTOĞRAFLARDAN KALAN
kimileyin bu bile ”dert” olur şehrimde.. şikayet edilir.. sahildeki kaldırımlara fındık mı serilirmiş?
ne diyip de geçmek lazımdır, susmamak nasıl becerilir, vallahi bilemiyorum..
sanki her işimiz tamdır, bi bu mudur yanlış yapılan!!!
****
oysa sahil yolunun kaldırımlarında fındık kurutmak, şehrimin belki de en eski geleneğidir.. aşşaa yukarı hep şu zaman diliminde, yani ağustos sonu / eylül başı gibisinden bi tarihte, her yıl rastlamadık mı bu manzaraya..
bununla doğduk, bununla büyümedik mi..
tahminen babalarımız, dedelerimiz için de aynıydı vaziyet..
****
güzeldir çok güzel, kulp takanın aklına şaşarım..
ula bi tane essahtan geleneğimiz kaldı, ona bile muhalifiz..
****
ağustos sonu eylül başı diye göynümde duran o güzelim tarih, eski giresun’umuz için plajlara yavaştan ”elveda”, giresunspor’umuzun lig maçlarına hafiften ”merhaba” demek idi..
plaj dönüşlerinde, maç gidişlerinde o kaldırımlardan mutlaka yürüyerek geçilirdi.. eylül’ün ikinci yarısı kış, ekim ise doğrudan karakış demekti o yıllarda.. vedalaşılırdı yaz mevsimiyle bi nevi, bol bol yürümelerle..
****
fındık tahminen çok idi..
insanların tahminen gözleri tok idi..
geçip giderken eğilip, o hiç tanımadığın insanların fındığından bikaç tane yiyebilmek, ayıp diğil idi.. hele biz ufaklıklara; ”al oolum, gine al” derlerdi mutlaka peştemallı teyzeler..
ulu gönüllüydüler hepsi..
****
(yahu maç çıkışı.. diyelim 10 bin kişi.. yarısının canı çekse.. diyelim 5 bin kişi.. hadi diğer yarısını da ben eledim.. 2.500 kişi.. geçer iken birer fındık alsalar.. 10 kilo mu eder, 20 mi, 50 mi? hiçbi fikrim yok..
bu kayıp, fındığın sahibi o tatlı insanları hiç mi rahatsız etmezdi???)
(şimdi, dur oralarda, 2 tane fındık almaya yelten, hatta rica et bakalım, alabiliyon mu?? kavga çıkar kavga)
****
üreticinin bi avuç fındığı hediye etmekten kaçındığı, yoldan geçen vatandaşınsa göz hakkı diye bişey iddaa edemediği şehir, fındığın başkenti diğil, olsa olsa zurnasının son deliğidir..
şehrimi bu duruma düşürdüler.. fındık neden artık o denli bol diğildir acaba?
bu hangi ekonomik sistemin politikasıdır?
başka ne diyeyim?
****
deniz kenarında, dağından martısına, balığından kayığına, dünyanın en eşsiz manzaralarının biri eşliğinde fındık kurutmak kadar güzeldi Atatürk stadyumu..
ben bi de inönü stadyumunu bilirim böyle deniz manzaralı. Allah’a şükür ikisinin de çocuğuyum..
dünyada başka var mıdır bu denli güzeli?
duymadım, vardır belki, nereden bileyim?
****
işte o stadyumu yıktılar..
hiç kimse yalandan yere uyduruk şiirler-kıytırık yazılar yazıp martaval okumasın bana, Atatürk stadına dair..
elleriniz kırılsın, Allah belanızı versin’den başka edilen her laf dangalaklıktır..
o kadar..
****
eğilip fındık alamazsın, başında nemrut suratlı bi herif durur.. o eski teyzeler yoktur artık.. (hem zaten sen de kıyamazsın, ula hiç fındığı olmamış gariplerin bu sene der, üzülürsün)
karşı kaldırıma geçip maça gidemezsin, anılarını yıkmıştır şerefsizler..
ehh, bi çuvaldız da gendine batıracan tabi.. dişlerin eskisi gibi mi, nasıl gıracan o fındığın gabuğuna da yiyecen çıtır çıtır? gocadın ya artık oolum!! sen gendin de eski sen misin ayrıca? bu kentin ruh hastası insanları senin de ayarını bozmadı mı? yediğin kazıklar yüzünden sen de herkese kem bakar olmadın mı?
”bi fındığın içini yarimden ayrı yemem” diyebiliyon mu artık?
şehrin bütün trenleri kaçmadı mı?
****
en iyisi şehrimin bi ”güvey atma” türküsüne binip gitmektir bu dünyadan;
al perde yeşil perde
sen goydun beni derde
ayak üstü duramam
seni gördüğüm yerde..