

Dümdüz simsiyah bir elbise giymiş, kollu, boğazına kadar kapalı, etek boyu yere kadar inen. Kısa siyah saçları arkaya taranmış. Ağzında, en komplikesinden bir maske. Selma Gürbüz’le daha önceden tanışmıyoruz. Kendisini ilk kez görüyorum. Yüzü hayli solgun.
Bu serginin açılışına özel bir önem verdiğini biliyorum, çünkü çok emek isteyen yeni işlerini bitirmiş, sergiye yetiştirmiş, açılışını da yapacak ve ertesi gün, bir tedavi için birkaç günlüğüne hastaneye yatacak. Konuşmasına “Nefes alışımda zorluk var, bundan sonra resimlerim konuşacak” diye başlıyor. Maskeyle hepimiz için öyle, ama sanki onun için biraz daha fazla.
“Bu dünya benim dünyam, kadınlarıyla, hayvanlarıyla, aşkla resmettiğim dünya! Başka bir gezegenden bakar gibi bakıyorum ona!” Bir sanatçı daha nasıl açar kalbini? Serginin adı da “Dünya Diye Bir Yer”…
Selma Gürbüz’ün küratörü Öykü Özsoy’la birlikte geziyoruz sergiyi. Devasa bir video karşılıyor ilk girişte: Tanzanya’da Masai yerlilerinin bir kabile ritüeli, zıplıyorlar, ne kadar yükseğe zıplarlarsa o kadar korunacaklarına inanıyorlar ve sanatçının videoya dokunuşuyla, sanki biz de zıplıyoruz, yıldızlarla!
Özsoy, “Görmediğimiz, görmek istemediğimiz şeyleri gösteren bir sanatçı” diye tanımlıyor, bir yıla yakın çalıştığı sergi ve sanatçısını. Sanatçının da önceden uyardığı gibi kadınlardan, hayvanlardan oluşan bir dünya bu. Japonya’dan getirdiği el yapımı özel kâğıt üzerine mürekkeple yaptığı, zaman zaman o kâğıtla kakma tabir ettiği dokunuşlar eklediği, hatta kaplanlarına kirpikler taktığı emek ve yaratıcılık içeren resimler, işler. Yeni yaptığı resimlerde bolca iskelet var. Ölüm, hayatın bir parçası olarak görülüyor bu iskeletlerde, korkutucu değiller, hatta neşeliler?
Balık Kadın, Ayna Ayna Söyle Bana ve Otostopçular üçlemesi çok anlamlı. İskeletlerin yüzünde korku değil, gülümseme var ölüm ve yaşam ikilemini yansıtan resimlerde. Çıkılan yolculuğa itiraz eden yok sanki. Sanatçının 35 yıllık sanat üretiminden ve son yaptıklarından oluşan sergi sizleri bir düş dünyasına götürüyor, ben sanatçının ya da küratörünün anlatması kadar kendi hikâyelerimi yazmayı da seviyorum, resimlere bakarken herkes farklı dünyalara dalabiliyor!
Oya Eczacıbaşı, sergilenen eserlerden “Birbirimize İyi Bakalım” isimli yapıtı “Kadın Sanatçılar Fonu” desteğiyle İstanbul Modern Sanat Müzesi koleksiyonuna kazandırıldığını duyuruyor. Selma Gürbüz’ün eserleri, British Museum’dan İstanbul Modern’e kadar pek çok müzede bulunuyor. Sergi, 31 Mart’a kadar gezilebilir.
Hayal gücün bugün doruk noktalarına ulaşacak. Yaratıcı projeler üzerinde çalışmak ya da sanatsal bir faaliyet içine girmek için mükemmel bir zaman. Duygusal derinliklerin, başkalarıyla arandaki bağları kuvvetlendirebilir; bir dostun ya da sevdiğin, içindekileri paylaşman için seni cesaretlendirecek. Fakat dikkatli ol; duyguların, bazen seni yanıltabilir. Özellikle karmaşık ilişkilere daha dikkatli yaklaşman gerekiyor. Kendini ifade etmekte zorlanabilirsin, bu yüzden içsel sesine kulak vermek önemli. Sakin kalmaya çalış ve anın tadını çıkar. İçsel huzurun ve sükûnetin, çevrendeki karmaşadan uzaklaşmanı sağlayacak. Farklı perspektifler kazanmak için dışarı çıkabilir, yeni insanlarla tanışabilirsin. Bu da seni heyecanlandıracak yeni bir yol açabilir. Unutma, sezgilerin bugün senin en büyük rehberin olacak.