Damdan düşen insan acı çekmiştir. Bu acı ile bazı konular üzerinde düşünmüş, deneyim kazanmış ve öğrenmiştir. Damdan düşen insanın anlatacağı önemli öyküleri vardır.
Televizyon programında aile ortamında iletişimin önemi üstüne konuşmamı dinleyen bir adam karısına, “Ne dinliyorsun bu adamı? Kapat ya da kanalı değiştir!” demiş. Televizyon konuşmamı anlamlı bulan kadın, kocasının olumsuz tavrının altındaki nedeni sorunca şu cevabı almış: “Bu adam boşanmış biri; ailede iletişim konusunu o kadar biliyordu, peki neden kendi evliliğini kurtaramadı?”
Önemli bir gözlem ve yerinde bir soru.
Ben evliliğimi devam ettiremedim ve ailem parçalandı; çünkü ben ‘bilen insan’ idim. Ailem parçalandıktan ve çocuklarımdan dört yıl ayrı kaldıktan sonra ‘bilen insan’ olmanın ne kadar yetersiz ve tehlikeli olduğunun nihayet farkına vardım. Ve uzun süren bir şaşkınlık ve arayıştan sonra yavaş yavaş ‘öğrenen insan’ olmaya başladım.
‘Öğrenen insan’ olarak gelişmeye başladıkça öğrendiklerimi kitaplarımla, seminer ve konferanslarımla, televizyon konuşmalarıyla paylaşmaya başladım. Damdan düşmüş biri olarak öğrendiklerimi paylaşmak sorumluluğunu hissettim.
Canan Dila sordu ben anlattım. Bazı anılar çok acı, anlatırken ağladım, zor geldi. Hayatımın bazı yönlerini anlatırken yaptıklarımdan utandım; zor gelse de, hakikate saygım gereği, gerçekleri olduğu gibi anlattım.
(…)
Evet, daha önce “Damdan Düşen Psikolog” kitabını okumuş iseniz, kısaca değerlendirmenizi yazmanız beni memnun edecektir.
Gününüz gönlünüzce olsun!
Doğan Cüceloğlu / 25 Ağustos 2015