Aşağıdaki mektubu paylaşmaktan kıvanç duyuyorum. Annenin ve çocuğun isimlerini vermiyorum ve mektubu biraz kısaltarak sizinle paylaşıyorum.
Ben 29 yaşında bir anneyim. Anneliğimle ve sizin kitap ve videolarınızla kendi farkındalığımı yarattım. Her gün ağlayan kendini savunamayan hak etmediği nezaketsiz tavırlara saygı diye öğrendiği kurallar yüzünden sessiz kalıp kendini ezdiren bir genç kızdım. Şimdi anne oldum. Anneliğimle birlikte en başa dönüp kitaplarınızla ve videolarınızla kendi farkındalığımı yaratmaya ve yaşatmaya gayret ediyorum. Size anlatacağım hikâye oğlum 15 aylıkken yaşandı.
Oğlum henüz 15 aylıktı; pek kelime bilmiyordu ama her derdini vücut diliyle anlatabiliyordu. Bir hafta sonu babası, oğlum ve ben evde dondurma yiyoruz, T izliyoruz. Oğlum henüz emmeyi bırakmamıştı, dondurmasını babasına verip memesini emdi sonra dondurmasını istemek için babasına döndü. “Baba dondu?” dedi.
Babası hafifçe mahcup gülümseyerek “Oğlum yedim ben dondurmanı” dedi. Bunun üzerine kabul etmiş ama hafif şikayetçi bir şekilde yanıma gelip “anne dondu?” dedi.
Ben, “Oğlum baban dondurmanı senden izin isteyip mi yedi, yoksa sormadan mı yedi? Eğer izin istemeden yediyse hata etmiş; lütfen gidip kendisinden sana yeniden dondurma vermesini ister misin? O dondurma senindi ve geri istemek hakkın,” dedim. Oğlum babasının elini tutup çekiştirdi ve “baba dondu” diye tutturdu. Babası söylense de kalkıp verdi dondurmayı birde özür diledi oğlumuzdan.
Oğlum henüz 15 aylıktı ama ben ona bu tarz örnekler yaratıyordum; yetişkinlerin saygısızca onun olan hakları elinden almasına izin vermiyordum.
Oğlum 21 aylıkken kreşe başladı sınıfın en küçük bebeğiydi. Endişemi hep içimde sakladım. Oğlum 2 hafta boyunca sınıfın büyüklerinden dayak yedi; bir gün geldi gözünü, bir gün bacağını, bir gün geldi kolunu gösterdi. Ben de, “arkadaşının karşısına geçip bana bir daha vurma!” dedin mi arkadaşına oğlum. Bunu demeye hakkın var çünkü,” dedim. “Eğer arkadaşın seni çok üzüyorsa bunu öğretmeninle paylaşmalısın,” dedim.
Ve ertesi gün okula gittiğimde öğretmeni, çok şaşkınım, dedi. Ne olduğunu sorduğumda bana oğlumun arkadaşı elinden oyuncağı almaya çalıştığında ortalığı ayağa kaldırdığını ve oyuncağını vermediğin söyledi. Doğrusu tepkisiz kalsam da içimdeki anne zıplayıp oley dedi.
Ertesi gün de öğretmeni bana yine şaşkınlıkla oğlum ayaklarıyla sürülen arabalarda sırasını beklediğini, sırası ona gelince onu itip git diyen arkadaşının sırtına çıkıp onu arabadan indirdiğini ve arabayı sürene kadar vazgeçmediğini anlattı. Bende durumlar yine aynıydı.
Ben evde onun haklarına saygı duydum ve ikili ilişkilerini uzaktan izledim. Fazla müdahaleci olmamaya çalıştım. Umarım doğru yoldayım.
***
Anneyi kutluyor bana yazdığı için teşekkür ediyorum. Türkiye’nin uygar bir toplum olmasına giden yol çocuğun içinde yetiştiği aileden geçer. Biz bir ekibiz; geleceğin mimarları biziz. Selamlar, sevgiler.
Doğan Cüceloğlu / 2 Şubat 2020