

Akbank Sanat’ta düzenlenen söyleşi öncesi Ceylan’ın 1995’te çektiği kısa film Koza’nın da bir gösterimi yapıldı. Geçen yıl Kuru Otlar Üstüne filmiyle ödüller kazanan usta yönetmeni hayranları da büyük ilgiyle karşıladı. Ücretsiz olarak yapılan söyleşi için salonun önünde büyük bir kuyruk oluştu, sıraya geç girenler ise yönetmenin, festival direktörü Selim Evci’yle yaptığı yaklaşık iki saate yakın süren söyleşisini kaçırdı.
Ceylan’a olan ilgi sorulara da yansıdı, yönetmenle çalışmak isteyenler, ders almak isteyenler, fikir soranlar karşısında usta yönetmen herkesin sorusuna içtenlikle yanıt verdi.
Ceylan, yeni projesinin ne olduğu sorusuna, “Şu an ne yapacağımı bilmiyorum. Duygularıma bırakıyorum, bekliyorum, kitap okuyorum, geziyorum sonra kendiliğinden bir şey yavaş yavaş hâkimiyet kuruyor üzerimde. Film çekmek için onu bekliyorum. Belki de artık hiç film çekmem, bilmiyorum” dedi. Ceylan, yönetmenlerin birbirinden etkilenmesi hakkında da “Tarkovski’nin filmlerinde Eric Rohmer’dan şeyler görürüz. Bu çok normal ve benim hoşuma gidiyor. Sadece filmler değil, kitaplar, hayattaki her şey insanı etkiliyor. Bütün bunların toplamıyız aslında. Abbas Kiyarüstemi de bana çok kapı açtı. Onun filmlerinde de mutlaka büyük hikâyeler bulmak gerekmediğinin örneğini görmek çok heyecanlandırmıştı beni” diye konuştu.
Söyleşi boyunca hata yapmanın normal olduğundan ve ilk zamanlarda yaptığı filmlerde çok fazla hata bulduğundan bahseden usta yönetmen, “Kasaba, Berlin’de gösterildiğinde çok kötü gelmişti, diyalogların çalışmadığını düşünmüştüm. Diyalogların çalışmıyor oluşu, bende tuhaf bir korku yarattı diyaloglara karşı. Hâlâ ‘Kasaba’yı izleyemem. Bu meseleyi halletmem için radikal çözümler aramaya başladım ve bir daha dublajla film yapmadım. Diyalog korkusu bende öyle bir travmaya neden oldu ki, son filmime kadar ‘Acaba burada bu diyaloğu çalıştırabilir miyim?’ gibi korkular yaşadım” dedi.
Duygusal derinlikler içinde yüzdüğün, içsel dünyana bir yolculuk yapma arzusunun güçlendiği bir dönemdesin. Yaratıcılığının sınırlarını zorlaman gereken bir zaman dilimi. Sanatsal ilhamın artabilir, bu da seni yoğun bir şekilde ifade etme isteğiyle doldurabilir. Başkalarının hislerini anlama yeteneğin oldukça kuvvetli, bu da sosyal ilişkilerinde hassas bir denge kurmanı sağlayabilir. Kendine dönerek, içsel huzurunu bulmak için sakinliğe ihtiyacın var. Ancak daldığın düşüncelerden sıyrılmak zor olabilir, dikkatli ol. Kalbindeki sezgi gücü bu dönemde seni yönlendirecek, bu yüzden hislerine güvenmeyi unutma. Sevdiklerinle olan iletişiminde empatiye açık olman, çatışmaların önüne geçecek. Bazen yalnız kalmaya ihtiyacın olabilir; bu, yeniden doğuşun için gerekli bir temizlik. Unutma, kendini ifade etme biçimlerin kariyerin üzerinde de etkili olabilir, bu fırsatları iyi değerlendir.