ÇARE
Veteriner dostumu aradım;
-“Alo gardeşim naber”?
-“İyilik abi, hayırdır kedi mi hastalandı, köpek mi”?
-“Yok la kendim için aradım”.
Gülüşmeler…
***
-“Bişey soracam, atlar gaç sene yaşıyo”?
-“25-30 falan abi”.
-“Tamam o zaman”.
-“At mı alacaksın Gürsel Abi”?
-“Sus ve kapat telefonu derhal”…
***
Aslen avukat da olsa, gıda toptancılığı işi yapan rahmetli babamın işyeri önünde sıra sıra at arabaları olurdu bi zamanlar.
60 yıl önceden söz ediyorum. Kamyonet falan hakgetire… Bakkalın çakkalın ürün sevkiyatının atlarla yapıldığı yıllar…
Bu atların çoğuyla beraber büyüdüm ben. Ünlü bi jokey olmayıp, evimi Gazi Koşusu kupalarıyla doldurmadımsa onlara olan sevgimden ötürüdür..
***
5-6 yıl evvel bugün, şehrimizdeki son at ölüvermiş.
Bense ardı sıra şu yazıyı yazmışım gazete köşeme;
“Şehir içi taşımacılıkta kullanılıyordu at arabaları.
Nakliyecilik, hurda işleri, getir-götür falan.
Doğdum doğalı vardılar. Pek yazık ki, git gide azaldılar.
Bugün, son arabanın atı öldü. Bi gelenek daha bitti. Yanlış bilmiyosam beyaz idi rahmetli at. Beraber büyüdük sayılır. Çok üzüldüm duyunca.
Gözümde, onbinlerce adam müsvettesinden daha değerlidir,
Nurlar içinde yatsın”.
***
Az önceki telefonu bu nedenle açtım işte. Yılları birbirine fiyonklayıp, bi ipucu elde etmeye çalıştım.
Yaş itibarıyla ömrümüz çakışmış mıdır harbiden, benim tıfıllık çağı atlarımdan biri midir acep, boşuna mı üzülmüş’müşüm yoksa, sorularıydı yanıt aradığım?
Tam da emin olamadım. Şuncağız basit hesabı, kafamı toparlayıp yapamadım.
Kendi diğilse de çocuklarından-torunlarından biridir yahu dedi, en son vicdanım.
Napim ki başka, elmayla armudu toplayamadım.
***
Yok yok, geçmişteki olur olmaz herbi şeyi yaşatmak gibi bi derdim yok.
Neden olsun?
Ama benim şehrimin bi at arabası kültürü vardır ezelden kardeşim. Yok mu sayalım?
100 sene öncesine ait, Giresun Kalesi’ne çıkan fayton fotoları biliyorum kardeşim. Olmamış mı sayalım?
Babamın işyeri önündeki at arabalarını deseniz, hiç unutamıyorum kardeşim. Düş mü sayalım?
Atlardaki endam, soyluluk… Atlara takılan dışkı torbası… At arabalarının demirden yapma el freni… Atların insan gibi öksürmesi… Bazen hırlaşmaları, bazen cilveleşmeleri… Biraz sirk gibidir, biraz lunapark… Biraz oyuncak gibidir, biraz aşk…
Hiçbi çocuk bunları belleğinden silemez ki. Büyümek çare diğildir.
***
Faytonlar geri gelsin asıl yahu!
Ne teleferiği? Ne çevre yolu? Ne tramvayı? Ne raylı sistemi? Nasıl bu denli uzak olunabilir, şehrinin gerçeklerinden?
Dünyadaki her kent büyümek isteyebilir, haklarıdır, bilemem, benim işim diğil! Ama Giresun’un acilen eski 30binlik nüfusuna doğru küçülmeye ihtiyacı var.
İyice mezra olmadan. BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR