BÖYLE GELMİŞ, AMA BÖYLE GİTMEYECEK

BÖYLE GELMİŞ, AMA BÖYLE GİTMEYECEK

Değerli okurlarım, gönlümü iyi duygularla dolduran bir mektup aldım; kaderin kurbanı olmaya direnerek kendi bilincini inşa eden bir baba, benim gözümde bir gizli kahraman. Kendisini buradan yeniden selamlıyor ve izniyle paylaşıyorum.
***
Kıymetli Hocam ;
Bursa’nın bir dağ köyünde 1976 yılında dört çocuklu bir ailenin beşinci erkek çocuğu olarak dünyaya geldim. Tarlada çalışan annemiz ve Uludağ volfram madeninde çalışan ayda bir gördüğümüz babamızla mutsuz bir hayatımız sürüp gidiyordu.
1983 yılında Bursa’ya taşındık ve dünyanın bizim köyümüzden büyük olduğunu gördüm. Her ay eve izine bir geceliğine gelen babamız annemizi döverdi, ama ne dövmek! Bayılana kadar işkence! Hırsını alamaz sonra bizleri av tüfeğinin kayışıyla ayaklarımızı bağlayıp falakaya yatırır sıra sopasına çekerdi. Her defası da kayışı iki kardeş tutar baba ayakların altı şişinceye yürüyemeyecek olduğuna kanaat getirinceye kadar vahşi hayvan yavruları gibi bizleri bağırtırdı.
Muhtemel 1.95 boyunda 100 kg belki daha fazlaydı. Zaten ayaklarımızın üzerinde duramamamıza bir tek darbe yeterdi ama o hiç acımadan saatlerce sıradan herkesi döverdi. Kim nereye kaçacağını bilemez, kaçarken birbirimize çarpar kurtulmaya çalışırdık, ama nafile kaçış olmazdı.
En büyük kardeş hatırlıyorum 4-5 yaşlarındaydım bir gün evde onu dövdüğüne tanık olmuştum çok küçüktüm ve çok korkmuştum. Artık neresine denk geldiyse bir müddet akli dengesi kayıp gezdi; bir zaman sonra kısmen eserekli kalsa da düzeldi.
En büyük olan ve çılgınca dayak yiyen o kardeş yıllar sonra evlendi ve babasının kopyası oldu. Karısını ve çocuklarını acımasızca döven bir baba ve bir koca oldu. İki numara kısmen karısını döven bir adam oldu. Üç numara bir zaman o da karısını döven bir adamdı ve sonrasında asla karısını döven baba olmadı. O üzerindeki babadan kalan dayak gömleğini çıkardı. Dört numara da karısını ve çocuklarını döven babaydı ama o da galiba artık doğruyu buldu ve 3 kızını ve eşini hiç dövmüyor.
Bana gelince: Evlendim hiç eşimi dövmedim, hiç sövmedim. Olmadı üç ay sonra ayrıldım. Bu hadiseden altı yıl sonra evlendim. Eşim annesini yedi yaşında kaybetmiş, agresif bir hanım 🙂 babamın erkek versiyonu çıktı, gücü yetse dövecek beni. Sınırları, sabrı çok zorlasa da asla babamın yaptığını yapmadım.
Onun yaptığı her şeyin tam zıttını yaptım; asla eşimi dövmedim, sövmedim. Ama o sövdü 🙂 canı sağ olsun.
Bir bebeğimiz oldu, erkek bebek. Şimdi 4,5 yaşında. Yaklaşık 2.5 yaşındaydı, bir gün halının üzerinde oynarken gözümün içine parmağını soktu; nasıl olduğunu halen anlayamadım küçük bir tokat attım; istem dışı refleks oldu.
Küçük çekik gözlerini kocaman açarak, “Babaaaaa!” deyişini asla unutamıyorum. Yoksa babam gibi mi olacaktım? Birkaç saniyede yüzlerce kötü anı gözlerimden aktı kaydı ve oğlumda kendi çocukluğumu gördüm.
Hemen özür diledim, istemeden olduğunu söyledim, ama nafile birkaç gün küstü bana. Ben de bunalıma girdim galiba içten içe çok üzüldüm. Sonra toparladım kendimi. Eşim de bu konuda hassas. Onunla daima bir erişkin gibi konuşuyor, bir çocuk gibi oynuyoruz.
Benimle sorunlarını tartışabileceği bir ilişki kurmaya çabalıyorum. Galiba başaracağız. Aynı zamanda aşçıyım. İlk mutfak deneyiminde onunla birlikte pilav yaptık, sonra kek bulaşık vs derken şimdi mutfağa hep birlikte giriyoruz. Çok ilginç en kuvvetli bağımız o tuvalet eğitimi alırken oldu. Onun anlatacakları ve merak ettiklerinin sonu hiç gelmiyor! Bense çok keyifle sanırsınız yemek tarifi veriyordum.
Sizin kitaplarınızdan çok istifade ettim. Çok teşekkür ederim; iyi ki varsınız.
Saygı ve sevgilerimle.
***
Yukarıdaki mektubu kısaltmak için izin aldım, ama kısaltamadım; içim elvermedi. Ne güzel insanlar var içimizde!
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Selamlar, sevgiler. Güzel bir hafta sonu diliyorum.
Doğan Cüceloğlu (22 Eylül 2017)
1 kişi ve yazı görseli olabilir
Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Bugün ruhsal dünyana derinlemesine dalma arzusu içinde olabilirsin. İçsel yolculuklar, meditasyon veya sanatsal ifadelere yönelmek için harika bir zaman. Duygusal duyarlılığın artarken, çevrendeki insanların hislerine karşı daha hassas olabilirsin. Bu, empati yeteneğini geliştirmek için eşsiz bir fırsat sağlayacak. Aşk hayatında karşına çıkabilecek yeni bir etkileşim, heyecan dolu bir başlangıcı müjdeliyor. Duygularını ifade etmekten çekinmemelisin; bu, ilişkini derinleştirmek için önemli bir adım olabilir. Sosyal çevrende bazı tartışmalar yaşanabileceğini de göz önünde bulundur. Farklı görüşlerin ortaya çıkması, ilişkilerde gerginlik yaratabilir, bu nedenle dikkatli ve anlayışlı olmanda fayda var. Sonuçta, insanları anlamak ve bu karmaşayı aşmak, senin doğal yeteneklerinden biri. Başkalarının bakış açılarına açıksan, bu zorlukları aşman daha kolay olacaktır. Kendini ifade etme biçimine özel bir özen göstermelisin; kelimelerin gücü seni destekleyecek. Finansal konularda daha fazla dikkat etmelisin. Ani harcamalar yapmak isteyebilirsin ama bütçeni aşmamak adına birkaç gün beklemek, daha iyi kararlar almanı sağlayabilir. Kendini güvende hissetmek için plan yap, harcamalarını gözden geçir. Gün boyunca sana huzur verecek şeylere yönelmek, stres düzeyini azaltmana yardımcı olacak. Doğayla bağlantı kurmak ya da sevdiğin bir aktivite ile meşgul olmak, zihnini yeniden dingin hale getirebilir. Kendine zaman ayırmayı unutma; bu, ruhsal ve fiziksel sağlığın için oldukça önemli.

YAZARLAR / Tümü
ender birgül: bu sayı satılık mı
2025-12-23 17:44:45
Güven Bayar: Merhaba, Telefon rehberi duruyor mu?
2024-12-12 01:46:05