BİSİKLET ELDİVENLERİ…

BİSİKLET ELDİVENLERİ…

İki ay önce son ziyaretimde 46 yaşındaki oğlum, “Baba bunlar senin bisiklet eldivenlerin,” dedi ve bana verdi. Otuz, otuz beş yıl önce Kaliforniya’da bisiklete binerken kullandığım eldivenleri bir süre kendisi de kullanmış, sonra saklamış.
Şimdi İstanbul’da evi temizliyorum; o kadar çok birikmiş eşya var ki; gömlekler, ceketler, kazaklar, ayakkabılar, çoraplar, iç çamaşırları. Bizim Akatlar Muhtarı güzel bir hizmet veriyor; muhtarlığa götürdüğümüz eskileri ihtiyaç sahipleriyle buluşturuyor. Birikmiş eskilerden kurtuldukça benim de içim rahatlıyor.
Sonra bu eldivenler geçti elime. Atamadım. Neden bilmiyorum, atmak için elime alınca ağlamaya başladım. Sadece ben kullansaydım; sanırım atardım; ama oğlum da kullanmış, saklamış.
Biliyorum, ölümüm her gün kaçınılmaz olarak yaklaşıyor. Bunun farkındayım ve hiç dert etmiyorum. Doğru bildiğim şekilde yaşayıp, inandığım hakikate hizmet etmek için emek veriyorum. Hizmet ettiğime de inanıyorum; içim şükür duygusu ile dolu. Ve kadere inanan biri olarak sorumluluk duygusu içinde zamanımı kullanıyorum. Ölüm beni ne korkutuyor, ne de ağlatıyor.
Şimdi bu eldivenler beni neden ağlatıyor?
Gelişmemiş, olgunlaşmamış bir yönümle mi karşılaşıyorum; yoksa aklımın bilmediği, ama gönlümün bilgeliğinden gelen bir mesaj mı var?
Anlayıncaya kadar eldiveni tutmaya karar verdim; bekliyorum.
Paylaşmak istedim. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Selamlar
(Doğan Cüceloğlu 18 Haziran 2019)
Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

YAZARLAR / Tümü
ender birgül: bu sayı satılık mı
2025-12-23 17:44:45