Bazı İnsanlar Sadece “Sahnede Yaşar” Çünkü…

Bazı İnsanlar Sadece “Sahnede Yaşar” Çünkü…

Yıl 1964. Neredeyse elli sekiz yıl öncesi. Gülçin Özova, Hürriyet Gazetesi’nde gördüğü bir ilanla büyük bir heyecan yaşamıştı.

“Ordu’da tiyatro kuruluyor, İstanbul Şehir Tiyatrosu’ndan Ergun Köknar ve Suna Pekuysal kuruluş hazırlığı için Ordu’ya gidiyor…”

Artık Ordu’dadır Gülçin Özova.

OBKT’nin ilk oyuncularından biridir. Bir süre sonra hayatını Aydın Üstüntaş ile birleştirir.

Tam da bu noktada küçük bir parantez açmak istiyorum: “Anadolu’nun ilk bölge tiyatrosu olarak da bilinen, Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu (OBKT) tam elli yedi sezondur perdelerini her koşulda, tüm zorluklara rağmen açık tutmayı başarmış, bir tiyatrodur.” 

30 Kasım 1964’de Saygılı Yosma adlı oyunla Ordu seyircisiyle merhabalaşan Gülçin Üstüntaş, Hülleci, Günün Adamı, Ana Hanım Kız Hanım, Besleme, Fadik Kız, Lütfen Kızımla Evlenir Misiniz?, Adem’in Kaburga KemiğiKanlı Düğün gibi pek çok oyunda rol aldı, oyun yönetti. 

Hayattaki her sorunun yanıtını tiyatro buldu. Tiyatro aşk değil, tutku bulaşığı bir kara sevda, inanç, inat, kaygı, umut, mutluluk, isyan, bir solukta buluşmaktı onun için. Karanlıktan daha karanlık kıran zamanlarında bile, içimizdeki kıracı yeşertmekti amacı.Ve sahnede bir hayal aurası yaratmak, yüreklere dokunmak. Söylenecek sözünü cesaretle söylemek. O büyük harflerle TİYATROCUydu.

Provalar, turneler, zorlu mücadelelerle geçti yaşamı. Kendi izleyicisini yarattı çok geçmeden. Tiyatro seyircisi, oyuncu yetiştirdi.

Eğilip, bükülmeden. Düşünce ve ilkelerinden ödün vermeden yürüdü yolunda. O tiyatro sanatının azat kabul etmez bir kulu, kölesiydi çünkü.

Duygularını, içinde harlanan hüzünleri, uzak yakın hatıralarını temize çektiği tek mekan sahneydi.Hep en iyiyi bulup, çıkartmaya çabaladı. Ve O hep Gülçin Üstüntaş olarak kaldı.

“Oyuncu oldum, çünkü tiyatro benim için yaşam demekti. Sosyal aktivitelerin içinde oldum, çünkü aldığım her nefesin hakkını vermek benim dünyaya ve insanlığa borcumdu.” 

Bazı insanlar gerçekten sahnede yaşar. Sahneye aittir. Sahne de onlara.

Tiyatro tarihimiz açısından ‘çok kıymetli bir belge’ niteliğindeki SAHNEDE YAŞADIM, satır altları çizilip, notlar alınarak okunması gereken kitaplardan biri. Daha ilk satırından okuyucusunu etkileyen SAHNEDE YAŞADIM, tiyatro tutkunları kadar biyografik belgesel eserleri seven herkes için de arşiv niteliği olan çok değerli bir eser. Diyebilirim ki, son dönemde bu dalda kaleme alınmış en yetkin çalışma. Tiyatromuzda dün, bugün olup bitenleri, yarına ilikliyor çünkü.

Muhsin Ertuğrul, Fikret Tartan, Gülriz Sururi, Haldun Dormen, Nedret Güvenç, Mücap Ofluoğlu, Füsun Erbulak, Müjdat Gezen, Gülçin Üstüntaş… gibi keşke otobiyografi, anı kitapları yazan sanatçılar çoğalsa… 

O dönemleri, o yaşamları birinci tekil şahıslardan okumanın tadı bir başka çünkü.

PINAR ÇEKİRGE
Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Duygusal derinlikler içinde yüzdüğün, içsel dünyana bir yolculuk yapma arzusunun güçlendiği bir dönemdesin. Yaratıcılığının sınırlarını zorlaman gereken bir zaman dilimi. Sanatsal ilhamın artabilir, bu da seni yoğun bir şekilde ifade etme isteğiyle doldurabilir. Başkalarının hislerini anlama yeteneğin oldukça kuvvetli, bu da sosyal ilişkilerinde hassas bir denge kurmanı sağlayabilir. Kendine dönerek, içsel huzurunu bulmak için sakinliğe ihtiyacın var. Ancak daldığın düşüncelerden sıyrılmak zor olabilir, dikkatli ol. Kalbindeki sezgi gücü bu dönemde seni yönlendirecek, bu yüzden hislerine güvenmeyi unutma. Sevdiklerinle olan iletişiminde empatiye açık olman, çatışmaların önüne geçecek. Bazen yalnız kalmaya ihtiyacın olabilir; bu, yeniden doğuşun için gerekli bir temizlik. Unutma, kendini ifade etme biçimlerin kariyerin üzerinde de etkili olabilir, bu fırsatları iyi değerlendir.

YAZARLAR / Tümü
ender birgül: bu sayı satılık mı
2025-12-23 17:44:45