Bir okurumdan aşağıdaki mektubu aldım. Olayı anlattıktan sonra bana bir soru sormuş. Ama ben sizin bu konuda düşüncenizi araştırmak, öğrenmek istediğim için soruları sizlere sordum. Umarım ilginizi çeker.
22 Aralık Pazar günü eşimle evimize yakın nezih bir kafede sabah kahvaltısı yaptık. Eve yürürken uzun zamandır kafamı meşgul eden bir konudaki kanaatimi anlatmak, onunla paylaşmak ve onun değerlendirmesini istemek geldi. Bir yandan da önceki deneyimlerime dayanarak bu paylaşımın hakkının verilmeyeceğini, hayal kırıklığına uğrayabileceğim ihtimalini de düşündüm. Fakat söylemeye karar verdim.
Dinledi. Ve sonra bu konuda kendi gözlemlerini ve çevresinde bazı insanların bu konuda nasıl düşündüklerini sandığını anlatmaya başladı. İçimde hafif bir öfke sessizce dinledim. Kendimi duyulmuş-dinlenilmiş- işitilmiş-anlaşılmış hissetmedim.
Doğan Hocam, işitilmemiş hissettiğimi, hayal kırıklığına uğradığımı eşime söyleyeyim mi, yoksa bu hayal kırıklığını da içime gömüm kendi içimde halletmeye çalışayım mı?
Cevabınızı merakla bekliyor olacağım. En içten saygı ve sevgimle.
Ben de şimdi siz değerli okurlarıma soruyorum: Konuşsun mu, yoksa kendi içinde halletsin mi? İki seçenek var: Konuşup bu konuyu açmak yerine kapatıp unutup gitmek daha iyi değil mi? Ortada hiçbir kötü niyet yok. O da kendi düşüncelerini bütün samimiyetiyle söyledi. Bunda ne sorun var? Bu konuyu kendi içinde halletme yolunu seçip hiç eşinin başını ağrıtmamak daha sağlıklı ve adil bir yol değil mi?
Siz ne dersiniz? Kendinizi önce bana mektup yazan okurumun yerine koyup düşünün, sonra da lütfen, okurumun karısının yerine koyup düşünün.
A – Bana mektup yazan okurumun yerinde olsaydınız, sizin için doğru davranışın ne olduğunu düşünürdünüz;
1- Eşinizle konuşmak mı; 2- Kendi içinizde halletmek mi?
B – Okurumun eşinin yerinde olsaydınız kocanızın hangi davranışı seçmesini isterdiniz: 1- Sizinle konuşmasını mı; 2- İçinde halletmesini mi?
İlginiz, verdiğiniz emek ve zaman için teşekkür ederim.
(Doğan Cüceloğlu / 23 Aralık 2019)