Sorduğum herşeyi aşağıda sözcük sözcük yazacağım. Şehrimin tarihine geçsin. Ama, aldığım yanıt ve öğütlerinse sadece ufak bir bölümünü burada paylaşacağım.
Neden? Yazının sonunda söylerim onu da.
***
– Alo sevgili hocam merhabalar. Telefonunuzu gazeteci ….’den aldım, Gürsel Ekmekçi ben. Giresun‘dan. Nasılsıniz?
– Haberim var Gürsel Bey. Gazeteden söylediler, bekliyordum evladım. İyiyim, siz nasılsınız?
– Hürmet ederim, ellerinizden öperim, sağolun. Hocam önce Tigem neyin açılımıydı? Tarım?
– İşletmeleri Genel Müdürlüğü.
– Yahu o kadar kolay mıymış? G harfinden bambaşka bilimsel-uzaysal anlamlar çıkarmıştım!!! Özür dilerim!!
(gülüşmeler)
***
– Hocam, önce en zor yerden başlayayım, yani ben kimim? Giresun’da, bir kültür-sanat-edebiyat derneğinin başkanıyım.15’ten fazla sanat dalında hizmet sunan bir derneğiz. Bir türlü tam beceremedik fakat tarımla ilgili adımlar atmanın da derdindeyiz.
– Çok mutlu oldum.
– Yalnız hocam, ben köy çocuğu değilim, hayattaki en büyük eksikliğimdir, yani ne tarla bilirim, ne buzağı gördüm. Ama Marmara Ekonomi mezunuyum, kendi çapımda ekonomistim, tarım ve hayvancılığın önemini iyi bilirim.
– Dinliyorum evladım.
– Sevgili hocam, daha önce de Giresun ADD‘nin il başkanıydım. Orada da genel merkeze sunduğum ”tüm ADD şubeleri, bulundukları ilin tarımını örgütlemeli” anlamındaki raporumu kimsenin okumadığına, okuyanın da iplemediğine eminim. Çünkü maalesef ADD, chp’de bi yere gelemeyenlerin mevzi aldıkları sıradan bir örgüte dönüştü. Benimse Mustafa Kemal’in Askeri olmak dışında bir amacım olmadı, çok üzülüyorum derneğimizin bu hallerine. Neyse, uzatmiyim hocam, şimdi bu tarım işine yeni derneğimizde el atmaya niyetlendim. Geçtiğimiz gün, sizinle yapılmış bir söyleşiyi okuyunca ”tamam” dedim. İşte pir’imi buldum.
– Benim Samsun’da evim var Gürsel Bey. Her yıl 3 ay gelip kalıyoruz, malum, bu yaz mutlaka geleceğim. Sizlere de uğramaya çalışırım.
– Hocam, elbette gelin, başımızın üzerinde yeriniz olur. Ama gelip de hep aynı 100 kişinin katıldığı bir konferans vermeniz değildi amacım. Sahaya inecem ben, ne yapacağımı bilip, nasıl yapacağımı bilemiyorum. Bu yüzden yol göstermenize ihtiyacım var.
– Karadeniz‘de jersey tipi sığırcılığa önem verin mesela evladım, bölgenin yapısı buna uygun. 1-2 yılda ekonomisi değişir şehrinizin.
– Anladım hocam. Sizin yazınızdan kalmış aklımda, doğu’daki tüm otlak ve çayırları yok etmişiz 1950’den itibaren. Her yere hububat ekmişiz. Halbuki oralar hububata uygun değilmiş. Hem tarım, hem hayvancılık ölmüş. Hem de peynir fabrikaları kapanmış. Vatana ihanet bu.
– Resmen vatana ihanet evladım.
– Hocam köylüyü nasıl hayvan sahibi yapacam? Benim ünvan ve yetkim nedir ki?
– Kendi ilindeki ve çevre illerdeki Tarım İl Müdürlüklerini harekete geçireceksin. Herşeyi yazışmalarla ve basını haberdar ederek yap. Sana hayır diyemezler. Görevleri bu.
– Tamam hocam. Atatürk yanılmış olamaz di mi, köylü milletin efendisidir derken? Ben asla inanmıyorum suistimal edileceğime, örneğin her evin inek-buzağı sahibi olmasına vesile olsam, kimse ertesi sabah götürüp ineğini satmaz. Umudumu asla yitirmem hocam bu halktan.
***
– Bir de hocam, doğu’nun florasından söz etmisiniz, örneğin hayvancılığa uygundur demişsiniz. Ben her ne kadar anlamasam da, çok önemsediğim fizikçi bir abimin şöyle bir iddiası var; ”Bu kocakarı takvimi denen şey, adeta Giresun iklimi için yaratılmıştır”.
– Aynen doğru Gürsel Bey, sizin bölgenin de çok değişik bir bitki yapısı var.
– Bunları değerlendirebiliriz hocam. Her köyden bikaç aile saptamayı, onların ürünlerini satışa sunmayı, fuarlara filan katılmayı planlayabiliriz.
– Çok isabetli karar.
– Sevgili hocam, Allah sizi inandırsın, dostlarım var, köylerinde büyükçe arazileri olan, daha önce bu konuyu hiç konuşmadığım. Henüz kamuoyuna net bişi yazmadım, nereden duydularsa, sizindir dediler, dilediğiniz gibi kullanın dediler, havalara uçtum.
– Bak işte.
***
– Sayın hocam çok teşekkür ediyorum. Karadeniz’de bir evladınız olduğunu unutmayın. Her zaman bekliyorum.
– Sağol Gürsel Bey, sen de beni her zaman arayabilirsin, sakın çekinme.
– Sağolun hocam.
– İyi günler evladım.
**** **** ****
Eveeeeet sevgili dostlarım. Hocamızdan öğrendiğim ve nice kağıtlar dolduran bilgilerin, şimdilik bilmeniz gereken kadarını yayımlamış oldum.
Hepsini yazamam.
Neden? Bu iş bir “furya” oldu çünkü. Daha kötü bir sözcük kullanmamak adına “cılkı” çıktı diyeyim hadi.
Ben Giresun’u dünyaya açma derdindeyim. Tükürmüşüm hep aynı kraft kağıtlara soktuğunuz fındıklara, hep aynı kavanozlara koyduğunuz fındık kremalarına, reçellere.
Yüce yaradan ömür verirse, görüşeceğiz.
































