Röportajımızı bitirdikten sonra siz bana ‘Mahir Bey, evli misiniz, çocuğunuz var mı?’ diye sordunuz ve ben de evli olduğumu ve çocuklarımın olduğunu söyleyince asistanınıza bana gönderdiğiniz kitabın kargoya verilip verilmediğini sordunuz ve kargoya verildiğini öğrenince ‘Size imzaladığım kitap kargoya verilmiş, ben size Başarıya Götüren Aile kitabımı göndereyim. Eşinizin ve çocuklarınızın isimlerini de ekleyelim, Doğan Dedelerinden onlara bir hatıra olsun,’ dediniz. Telefonu kapatıp bunu eşimle paylaşınca ailecek çok mutlu olduk. Bu mutluluğu bize yaşattığınız için çok teşekkür ediyoruz hocam.”
Oturduğu yerden ağır ağır kalktı ve birilerine hediye edilmek üzere taşınan kitaplarla dolu çantasını sırtına aldı, ışıktan daha da parlak bir yola doğru yürüdü. Hep böyle olurdu zaten. Sevinçle başladığımız sohbetimiz hüzünden bir düğümle gelir boğazımıza düğümlenirdi. Bırakın bir söz söylemeyi, göz göze bile bakamazdık ve ayrılırdık bir dahaki anılardan örülü sohbetimize kadar.
Büyük insanlar bırakıp giden değil, gitmeyenlerdi ve gitmezlerdi. Bizi bırakıp gitmediğiniz için en kalbî şükranlarımla Doğan Hocam…
(Mahir Kılınç / İYİ Kİ kitabından…)