

Bienaller her iki yılda bir sanatçıların dikkat çekmek istediği bir temaya odaklanıp ilginç işler paylaştığı tasarım alanları. 17. si hazırlanan İstanbul Bienali’nin bu yılki en çarpıcı temalarından biri de Çamuralem! Yaşadığımız dönemin çevreyle ilgili sorunlarını irdelemek için yiyecekleri bir yöntem olarak kullanan Cooking Sections’ın bienale özel hazırladığı Çamuralem / Wallowland, şehrin etrafında yok olma tehlikesi altındaki sulak alanların İstanbul mandalarının yaşamına olan etkilerini araştırıyor.
Hatırlayın, biz ilk ne zaman farkına vardık sorunun? Büyüklerimizden biri gece yatmadan önce manda yoğurdu yediğini söyledi. Herkes manda yoğurdu aramaya başlayınca da ortaya çıktı ki kentsel alanlar genişledikçe kentin ve mandaların yaşam alanı olan sulak alanlar ve otlaklar yok oldu, sonuç olarak mandalar azaldı! O kocaman, siyah hayvanlar, çamurda yaşamayı seviyor ve yemek için de ota ihtiyacı var! Üstelik yine hiç farkında değildik ama Türkiye’de en çok manda İstanbul’da Arnavutköy bölgesinde bulunuyor ve İstanbul Havalimanı inşaatı sırasında bu sulak alan ve otlaklar yok edilince manda popülasyonu da azaldı! İşte bu proje, İstanbul’un dış mahallelerinde manda yetiştiriciliğinin korunmasına yardımcı olmayı amaçlıyor.

Yılın farklı zamanlarında mandaları ve onların etrafındaki farklı türlerin beslenme ve büyüme biçimlerine ilişkin araştırma yürüten Cooking Sections, bu çalışma süresinde biyologlar, çevreciler, korumacılar, etnomüzikologlarla işbirliği yaptı. Araştırmacılar Akgün İlhan, Anadolu Meraları, Burçin Çıngay, Itri Levent Erkol, Melisa Bal ve Mustafa Avcı, bölgedeki ekosistemin farklı yönlerini ortaya koymak üzere yeni araştırmalar yürüttüler. Gülinler ise İstanbul’un mandalarına adayacağı yeni bir şarkı besteliyor. Proje, mekâna özgü bir yerleştirmeyle bienal süresince Beyoğlu’nda Büyükdere 35’te görülebilecek. Mekânda bu iş için kurulacak muhallebicide canlıların beslenme ve büyüme biçimlerine ilişkin araştırmalar, malzemeler, tadım ve seslerle sunulacak.
Cooking Sections’ın çalışmaları kapsamında bir de Manda Festivali düzenleniyor. 17 Eylül’de Arnavutköy’de yapılacak festivalde özel tadım etkinlikleri ve rehberli yürüyüş turları olacak. Ayrıca alternatif müzik grubu, Wiseslang sanatçısı Gülinler’in projeye özel hazırladığı şarkının prömiyeri de yapılacak.
Daniel Fernández Pascual ve Alon Schwabe tarafından 2013’te kurulan Cooking Sections, dünyayı yiyecekler aracılığıyla organize eden sistemleri inceleyen Londra merkezli bir sanatçı kolektifi. Mekâna özgü yerleştirmelerden performansa yayılan bir sanat dilini benimseyen grubun çalışmaları görsel sanatı mimari, ekoloji ve jeopolitikle harmanlıyor.
17. İstanbul Bienali, 17 Eylül-20 Kasım arasında Ute Meta Bauer, Amar Kanwar ve David Teh’in küratörlüğünde Beyoğlu, Kadıköy, Fatih ve Zeytinburnu’nda yer alan 12 sergi mekânının yanı sıra, şehre yayılmış 50’yi aşan kitapçı, sahaf, hastane, huzurevi, kafe, metro durakları ve bir radyo istasyonunda izleyicisiyle buluşacak ve bu yıl da Koç Holding desteğiyle ücretsiz olacak.
Hissiyatların derinliklerine dalış yapmanın tam zamanı. İçsel dünyana yönelmek, ruhsal enerjini yükseltecek. Duygusal açıdan oldukça hassas bir döneme girebilirsin; bu da başkalarıyla olan ilişkilerinde empati kurmanı kolaylaştıracak. Yaratıcılığın zirve yapıyor, ilham verici projelere yönelmek için harika bir zaman dilimindesin. Beklenmedik hayal gücü patlamaları, seni sıradanlıktan uzaklaştıracak ve kendini ifade etme biçiminde yenilikler getirecek. Ancak, aşırı duygu yüklemesi altında kalmamaya dikkat et; dengeyi sağlamak, ruhunun sakin kalmasını sağlayacak. Karşına çıkan fırsatları değerlendirmek için açık fikirli olmanı öneririm; çünkü görünmeyen bir kapı, sana yeni ufuklar açabilir. Kendin için zaman ayırmayı unutma, meditasyon veya doğa yürüyüşleri ruhsal dengeyi korumana yardımcı olacaktır. Eğlenceye ve sosyal aktivitelere yönelmek, seni canlandıracak ve ruh halini yükseltecek. Unutma, sezgilerin güçlendiği bu dönemde intuisyonuna güvenmek, senin için önemli bir kılavuz olacak.