Kitaptan değil, hayattan öğrenileni, hayatınızla da doğrulamasını yaparak bilimsel temelli bir aktarım söz konusu… Psikoloji alanında olduğunuz için şanslı hissediyor olmalısınız kendinizi.
Şanslı hissediyorum. Daha önce de söylediğim gibi bir psikoloğun en önemli laboratuvarı kendi hayatı. Eğer bunu keşfetmemişse psikolog, çok önemli bir kaynağı fark etmemiş demektir.
Kendi hayatıma baktığım zaman şunu görüyorum; kurbağanın kurbağa olmayı yaşadığı gibi, ben de insan olmayı yaşıyorum. Psikoloji bilimi yönünden bakınca bunu anladım. Bir kedi gibi, bir köpek gibi, bir kurbağa gibi ben de bu evrende kendi varoluşumu yaşıyorum. Bu anlayışlara ulaşınca işte, ne kurbağayı ne de insanı yargılıyorum. Yani kendimi anlayabildiğim derecede diğerini de anlayabilme durumum ortaya çıkıyor ve ne yapıyor sonunda bu; beni yargılamadan uzaklaştırıyor.
“Yargılama,” diyorum, “bak hatırla. Hatırlıyor musun sen kendi yaşamında yer alan olayı” ve o zaman bir mütevazılık ve hoşgörü oluşuyor içimde ve çok şükür ona yaklaşmış vaziyetteyim. Bunu da sürekli hatırlamak ve hatırlatmak istiyorum. Önemli olan, öğrenmek. Önemli olan, nereye doğru gittiğin. Niyetinin saflığı. Çaban. O çaba çok önemli. İnsan olmak o çabanın saflığında yatıyor. Yoksa nerede olduğun değil. Nerede olduğun değil, çabadaki saflık çok önemli.
Yani bu nerede olmak derken, olunması gereken yer de galiba hep bir adım atıldığında bir sonrada.
İşte, Savaşçı kitabı çerçevesinde düşündüğümde, yani yaşamı dürüstçe, yapabileceğin en iyi şekilde süreçlemek olayı. Ondan sonrası nereye götürecekse zaten seni götürüyor ve o da yine aynı şekilde aynı soruyu sorduruyor. Onu süreçleme bilinci içerisinde olacaksın ve bu anlamlı bir yolculuk. Yani yaşamın anlamını o yolculukta görüyorum. Nereye vardığında değil de o yolculuğun nasıl geçtiği ile ilgili bir durum.
Damdan Düşen Psikolog / Sayfa: 416